MaviMelek
Hermes Kitap
"İnsanın kötü nedenlerle inandığı şeyler için başka kötü nedenler bulmak –işte felsefe budur." Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

[Editör'den] - Hasan Uygun Aldous Huxley

"Ölümünün 44. yılında Aldous Huxley…"

22Kasım 1963'te, 69 yıllık yaşamını, çeşitli arayışlardan sonra Hollywood'taki evinde bir Zen Budist'i olarak noktalayıp "mülksüz" bir insan olarak hayata gözlerini yumduğunda, geride bugün halen çok tartışılan elliye yakın eser bıraktı Aldous Huxley… Aileden varlıklı ve biraz da şanslı bir birey olarak İngiltere, Surrey'de entelektüel bir ortam içinde (dedesi ünlü bir biyolog, babası ise 1860'lı yıllardan 1975 yılına kadar yayın hayatını sürdüren Cornhill isimli bir derginin sahibi ve yöneticisiydi) 1894 yılında hayat yolculuğuna başlayan Huxley, ölümüne bir yıl kala Los Angeles'teki evi yanınca, kendi deyimiyle, "mülksüz ve geçmişi olmayan" bir insan olarak bu dünyadan ayrıldı.

Mülke ve bu dünyadaki yaşamın çekiciliğine kendini ne kadar kaptırdığı, bundan ne kadar haz aldığı ya da "insanın Mutlak Sonu'na ilişkin bilinçli ve zekice" bir meşgale olarak dine sarılmayı neden salık verdiği, derinlemesine işlenmesi gereken bazı konular olarak bir yana konursa; Huxley, yaşamı boyunca ilk gençlik yıllarında geçirmiş olduğu bir göz hastalığının etkisinde kalarak oluşturduğu iç dünyasını seslendirdi.

Karanlık, onun gör(e)mediği dünya hakkındaki fantezilerini büyüttü. Beynin, uyarıcıyla birlikte çalışma düzeni farklılaşır. Bu uyarıcıların, etkilerine göre, bazıları insanı depresif bir ruh hali içene sokar, bazıları neşelendirir, bazıları da düşündürür… Hem de daha önce beynin hiç denemediği yolları görünür kılan Aldous Huxleybir sistematikle… Daha önce hiç kullanılmayan bir dizgeyle cümleler akar boşluğa. Ama bu cümlelerin her biri de etkisinde kalınan bir afyon dumanı gibi; sersemletici.

Karanlıkla derinleşen iç dünyasını Huxley'nin, başta LSD ve Meskalin olmak üzere aldığı bazı uyarıcıların etkisinde yazdığı eserlerde yansıtma biçimi kusursuzdur. Çok iyi bir retorikçidir Huxley… Bütün eserlerinde, ortaya koyduğu olgular karşısında, insanın etkilenmemesi mümkün değildir. Düşüncenin içindeki çatışma hali; ya da şeytanla tanrının kavgası olarak baskıcı ve özgürlükçü olmayanın içindeki monotonluk ile özgürlükçü olanın içindeki yıkıcılık hep çatışkı halindedir Huxley'de.

Düşüncenin sınırlarını genişleten tutarlı bir entelektüel olarak Huxley, öte yandan yaşamı boyunca gelişmekte olan vahşi kapitalizmi sorgulamaktan da geri durmadı. Bunun için, ilerleyen yaşlarında bir kısmından vazgeçse de, (örneğin 1930'lu yıllarda öjeniğin ateşli bir savunucusu olması gibi) toplumun huzuru ve refahı için sistemin kendi içinde dönüşümünün altın anahtarlarını üretmeye çalıştı; ancak ürettiği anahtarlar ya hiçbir kapıya uymadı ya da zaten tüm kapılar ardına kadar açıktı ki, onun ürettiği anahtarlara gerek duyulmadı.

Ancak ona "kahin" sıfatını hak ettirecek, geleceğin toplumuna ilişkin disütopik kehanetleri ise, bugün hayret verici bir şekilde bir bir zuhur etmektedir. 1932 yılında yazdığı, Brave New World/Cesur Yeni Dünya romanındaki Tek Dünya Devleti kurgusu, günümüzde artık kaçınılması imkânsız bir karabasan gibi dünyanın üzerindedir.

Huxley***

1894 yılında dünyaya gelen Huxley, on altı yaşında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bir yıldan uzun bir süre kör kaldı. Önce Braille yöntemiyle sonra da büyüteçle görme sorununu çözmeye çalışırken, mucize eseri denebilecek bir biçimde bir süre sonra tekrar görme yeteneğini kazandı. Ancak körlük tehdidi Huxley'in peşini hayatı boyunca hiç bırakmadı.

Görme sorununu aştıktan sonra Balliol College'a giren Huxley, göz rahatsızlığı nedeniyle Oxford'dan sonra yarım kalan eğitimini de tamamlamış oldu.

Entelektüel bir ailede yetişmiş olmanın kazanımlarıyla genç yaşında felsefe ve edebiyata ilgi duyan Huxley, neredeyse yazarlık kariyeri boyunca yazacağı tüm kitaplarla ilgili ilk ipuçlarını barındıran ve F. Scott Fitzgerald tarafından övgüyle karşılanan ilk romanı olan Crome Yellow/Krom Sarısı'nı 1921 yılında yayımladı. Kitabın satır aralarında, genç Huxley'nin hayata bakış açısı hakkında önemli detaylar vardır. Ancak Krom Sarısı'nı asıl önemli kılan ise bu romanın Cesur Yeni Dünya romanı için bir giriş olmasıdır.

Krom Sarısı kitabı yayımlandıktan sonra Londra'dan ayrılan Huxley, 1930'lu yıllara kadar İtalya'da kaldı. Ardından da Güney Fransa'ya yerleşti. Güney Fransa'dan ayrıldığı 1937 yılında Amerika'ya yerleştiğinde ise, ününün doruğunda bir yazardı artık.

Huxley'in kişiliğini oluşturan, yazarlığını olgunlaştıran, 1908 ile 1914 yılları arasında yaşadığı üç sarsıcı olaya değinmezsem, sanırım bu yazı eksik kalacak. Bunların birincisi, annesini genç yaşında yitirmesi ve ardından ailesinin dağılması, ikincisi Eton'da öğrenciyken neredeyse kör olma noktasına getiren göz hastalığı ve kardeşinin intiharı: bunlar genç Huxley'in hayatında silinmez izler bıraktı.

Krom Sarısı'ndan sonra 1923 yılında yayımladığı ve edebiyat ve sanat çevrelerince sürdürülen bohem hayatı iğneleyici bir dille eleştirdiği, Antic Hay/Antik Saman, her ne kadar arada güme gitse de, 1925 yılında yayımlanan üçüncü romanı Those Barren Leaves/Şu Kısır Yapraklar ile tekrar dikkatleri üzerinde topladı. W. B. Yeats, kitap için, "İngiliz romanına felsefenin dönüşü" değerlendirmesini yaptı.

1928 yılında yayımlanan Point Counter Point/Ses Sese Karşı, Huxley'nin çağdaş toplumun kusurlarını zekice olduğu kadar, bir o kadar da acımasızca yargıladığı dahiyane bir taşlaması olarak edebiyat tarihinde yerini aldı. Birçok karakterini ailesinden ve yakın çevresinden kotardığı Ses Sese Karşı, detaylı karakter tanımlamalarıyla adeta başka bir romanının girişi gibidir.

Cesur Yeni Dünya

Huxley'in beşinci romanı Cesur Yeni Dünya, Avrupa'nın içten içe kaynadığı, Birinci Dünya Savaşı sonrası, İkinci Dünya Savaşı'nın arifesinde yazılan, neredeyse belgesel bir romandır. Bu yüzden, aslında her ne kadar disütopik bir roman olarak tanımlansa da, ki bu doğrudur, tarihsel bir roman olarak da okunabilir. Çünkü Huxley'nin bu romanındaki karakter seçimi, aslında yine içinde yaşadığı dünya; yani yakından tanıdığı insanların dünyasıdır. Dolayısıyla romanda çarpıştırılan düşünceler de o günlerde taraftar bulan bazı düşüncelerdi. Bir nevi o dönem İngiltere'sinin, (kapitalizminin) içinde bulunduğu krizden kurtulması için uzun süre deneyimlenmiş sistem önerileri sıralanır çünkü romanda. Yani insanlık ya yokluk, yoksulluk, güvencesizlik ve hastalık dolu karanlık bir dünyada duygularını dibine kadar yaşayacak, tutkularını, arzularını dillendirecek; korkacak, üzülecek, sevinecek; nefret edecek, özlem duyacak; kıskanacak, sahip çıkacak vb. ya da herkesin ihtiyacının maksimum düzeyde karşılanmaya çalışıldığı, hastalıkların kontrol altına alındığı, yaşlanmanın geciktirildiği, sosyalleşmenin ve sosyal alanların teşvik edildiği; korkmadığı, üzülmediği, kıskanmadığı, sahip çıkma hissi duymadığı tek düze bir dünyada var olma savaşı verecekti. Yani kapitalizm ve sosyalizm. Hatta doğmakta olan Nasyonal Sosyalizm; ya da buna Huxley'in sosyalizm ve kapitalizm algısı olarak da bakılabilir. Kapitalizm kötü; ama sosyalizm ondan daha da kötü… Fakat tabii ki, Huxley'in romanında asıl olarak dehşetle anılan, betimlediği Tek Dünya Devleti, yani Hanry Ford sonrasının Amerikası'dır.

Bir düşünce romanı olması itibariyle de Cesur Yeni Dünya, Huxley'in yayınlandığından bu yana en çok tartışılan romanıdır da…

Roman yayınlandıktan yıllar sonra verdiği demeçlerin birinde şunu söylüyor Huxley; "O zamanlar bunu gelecekte 600 yıl sonraya atmıştım. Bugün tek bir yüzyıl içerisinde bu dehşet üzerimize çökebilecek gibi görünmektedir."

Huxley'in 1936 yılında yayımladığı Eyeless in Gaza/Gazze'deki Kör de bir düşünce romanıdır. Ama Cesur Yeni Dünya kadar ses getirmedi.
Ardından yine bir hiciv romanı olan After Many a Summer/Nice Yazdan Sonra', 1939 yılında yayımlayan Huxley, bu romanında da sosyal ve felsefi konuları ele aldı. Island/ Ada romanında olgunlaştıracağı düşünceleri için işaretler verdi.

Time Must Have a Stop/Zamanın Durması Gerekir, Huxley'in 1944 yılında yayımladığı sekizinci romanıdır.

1948'de yayımladığı Ape and Essence/Maymun ve Öz, sahne ayrıntılarını da içinde barındıran kısa bir senaryo metni şeklinde sunulur okura. Din ve felsefesi ve teoloji konularını irdelediği bu romanında Huxley, metnin neredeyse monoloğa dönüşen ritmi içinde, kusursuz bir kurgu yaratmayı başarıyor.

The Genius and the Goddess/Dahi ve Tanrıça romanı 1955 yılında yayımlanan Huxley, başta şiir olmak üzere, yazmanın çeşitli disiplinlerinde de onlarca eser verdi.

1954 yılında yayımladığı The Doors of Perception/Algı Kapıları ve devamı niteliğindeki Heaven and Hell/Cennet ve Cehennem, geniş yankılara yol açan ve Beat kuşağını tetikleyen başucu kitapları olarak raflardaki yerlerini alırken, başta müzik olmak üzere, çeşitli sanat ve düşünce akımları tarafından da baş tacı edildi Ada–ki, atlanmaması gereken bir detay olarak, The Doors grubunun ismini Algı Kapıları kitabından esinlenerek aldığı bilgisi birçok kaynakta teyit edilir.

Viktorya Çağı'nın son büyük romancısı olarak anılan Huxley, son romanı olan Ada'da, artık içindeki bütün sistem çatışkısını bitirmiş ve bazı konularda kararını kılmıştır. Bunlardan biri ve en önemlisi de dindir. 1940'lı yıllardan sonra Doğu mistisizmine ilgi duymaya başlayan Huxley, yaşam boyu bu arayışını sürdürür.

Ve insanlıkla en barışık din olarak tanımlanabilecek Budizm, katı Avrupalı, Viktoryen değerlerle büyümüş, entelektüel bir İngiliz aristokratın tercihi olarak belirdiğinde, zaten dünya da 1968'e hazırlanıyordu. The Beatles, The Doors, Pink Floyd, hippiler… ve sonrasını aşağı yukarı hepimiz biliyoruz...

Not: Bu yazıda Huxley'nin sadece romanları incelenmiştir.

19/11/2007

hasan@mavimelek.com

Başa dön

Editör'den

Editör'den - "Kendi Dininin Peygamberi ve Müridi"

Editör'den - "Hâlâ Tepebaşı'nı Özlüyoruz"

Editör'den - "Hastalıklı Yaratıcılık ya da Chuck Palahniuk"

Editör'den - "Geç Gelen Mutluluk: Bir Yazarın Türkiye Macerası (Nick Hornby)"

Editör'den - "Bir Put Kırıcının Olgunluk Çağı / Irvine Welsh"

Editör'den - "Sisteme Direnen Şair"

Editör'den - "SimSiyah Kitaplar Her Cebe Sığıyor"

Akın Olgun / Avrupa Ajansı (Röportaj) - "Mavi Melek Sınırları Aşıyor..."

Editör'den - "Milliyetçilik ve Dil"

Editör'den - "Gündemin İçinden"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? III"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? II"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz?"

Editör'den - "Cümle Kapısı Edebiyat"

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics