MaviMelek
Hermes Kitap
"Geçmişteki hayalleri yeniden görmek imkansız. Ancak özgürleştirerek geleceği kurtarabiliriz..." Pascal Quignard

[Gökçeyazın] "Aseksüel Koloni ya da Antiope" | Hasan Uygun

Albatros

"ASEKSÜEL KOLONİ"YLE EDEBİYAT YENİDEN...

Doğada var olan tüm canlıların, biz insanlar tarafından ilginç diye tabir edilebilecek birtakım davranışları vardır. Bu davranışların, özellikle türlerin sosyal örgütlenmesi söz konusu olduğunda, nasıl bir şekil aldığını çoğu kez şaşırarak görürüz. Mesela balarılarını ele alalım. Balarılarında ihtiyaca göre beliren toplum örgütlenmesinde her koloni genellikle üç ayrı türden oluşur: dişi, erkek, ve işçi. Dişiler genelde bir tanedir, ikinci dişi o koloninin bölünme-parçalanma nedenidir. Erkek arılar koloninin nüfusuna orantılandığında yüzde on ile on beş arasındadır. Geri kalan yüzde seksen-seksen beş ise işçi arıdır.
Toplumsal örgütlenmedeki ekolojik denge kuralı doğal ayıklanmayı kabul eder; güçlü ve üretken olan yaşar, zayıf ve üretim dışı olan yok olur. Bu tüm canlılar için geçerli olan bir kuraldır. Arı kolonisi, koloniyi uzun vadede ayakta tutacak davranışın, nüfuslarına oranla yüzde on ile on beş arasında olan erkek sayısını her sonbaharda 10-15 taneye indirmek olduğunu bilir. Bu yüzden de geri kalanlar işçi arılar tarafından öldürülür. Gerçi bu da çok ilginçtir, çünkü bir balarısının başka bir canlıya zarar verebilmesi için kendini feda etmesi gerekir. İğnesini sadece bir kere batırabilir. Zira iğnesini batırdığında kendisi de ölür. Neyse gelelim doğal ayıklanmaya, üst satırlarda da bahsettiğim gibi her sonbahar erkek arılar işçi arılar tarafından öldürülür. Kalan on-on beş tane erkek arı gelecek yıl anaarıyı döllemek üzere çetin kış şartlarına katlanır. Ve ilkbaharda anaarının bir dış seyahatine refakat edip şanslı on-on beş arıdan biri olarak anaarıyı döller. Bu ritüel hayvanlarda içgüdü dediğimiz davranış tarzına bir örnektir. Yani herhangi bir yılın bir sonbaharında erkek arılardan biri, “Ama arkadaşlar olmuyor yani, anaarıyı dölleyince iyiydik de şimdi çetin kış koşullarında yiyeceği paylaşmaya gelince batırıyorsunuz iğneyi, bu kadar da olmaz ki! Hadi erkek arkadaşlar bu sefil yaratıklar karşısında kendimizi örgütleyelim!” demez.
Bilim adamları insanlar için ‘düşünen hayvan' tanımını uygun buluyor. Yani biz insanlar yaşam formumuzun tek dayanağı olan tek hücreli halimizden çok hücreli hale evrimimizde bir ya da birkaç tane hayvan formu tükettik, ve şu anda olabileceğimizin en iyisindeyiz. Şeklimiz, rengimiz, dilimiz, dinimiz, kültürümüz ne olursa olsun aynı durum karşısında aynı tepkiyi iki kez aynı şekilde vermeyiz. Çünkü bir önceki tepkiden ders alıp yeni bir tepki biçimi geliştiririz.
Diğer tüm canlı türlerinin toplumsal organizasyonu içinde yaşanan dişil-eril savaşımı fiziğin çok ilginç bir yasası gibi anot ve katottan tescildir. Aynılar bir türlü bir araya gelemezken ayrılar sürekli bir iletişim (tepkime?) halindedir. Bu iletişim, yine üst paragraflarda değinilen ekolojik zincir eyleminin doğal ayıklanma modeliyle değil, hileler, entrikalar, strateji-taktikler etrafında döner. Antik Yunan mitolojisinin trajik öykülerinin günümüz versiyonları her ne kadar biz insanlar arasında hâlâ yaşanıyorsa da biz bu trajediyi insan türünün düşünen bir hayvan olması hasebiyle böyle miras aldık.
Türlerin doğal ayıklanma modelini, ekolojik dengeyi ve mitolojiyi de bir tarafa bırakıp başka bir konuya –ki aslında yazılan onca şeyin nedeni olan konuya– gelmek istiyorum. Yazılı kültür inanılmaz bir bellektir, dönüp dolaşıp okuyabilir hafızanın derinlerinde kaybolmuş bilgileri doğru yerine her seferinde yeniden koyabilirsin. Eh, yazılı kültür deyince bizim de azımsanmayacak bir yazılı kültürümüz var. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Mem-u Zin vb. Antik Yunan mitolojisinin aksine bizim mitlerimizde kadın ve erkek eşi benzeri olmayan aşklar yaşamıştır. Yani Herakles'in Hippolite'e ya da Theseus'un Antiope'a karşı olan aşk ve savaşında olduğu gibi Mecnun'un ‘erkek halleri' değil, onun yüreğinin derinliğindeki sevdayı anlatır.
Son zamanlarda kültürümüzün entegre yapısı gereği yine ithal bir tartışma konusu ile karşı karşıyayız. Endüstri, yayıncılık sektörünü önce “Sadakatsiz”, “Piyanist”, “Sex and the City” v. film ve dizifilmler –ki bunların bazıları daha sonra bazı yayınevleri tarafından kitaplaştırıldı– vasıtasıyla kadın erkek arasındaki ilişkiyi aldatma-aldatılma üzerine kurdu. Gerçi bu tür yapıtlar Türkiye'de pembe adını alıp bunların kitaplaştırılmış versiyonlarına da beyaz denilerek çeşitli dönemlerde fotoroman konseptiyle de yayınlandı. Türkiye aydını nedense yıllardır bu tür yapıtları pek dikkate almadı. Bunlar daha çok varoş kültürünü temsil eden bir okur kitlesine hitap ettiği için o yıllarda elitist(!) aydınımız bunlarla ilginme gereği duymadı. Ama bu tür konular trendy olunca beyaz, sarı, pembe rengi ne olursa olsun fark etmez, herkes bunu büyük bir edebiyat konusuymuş gibi tartışmaya başladı. Oysa daha derinde olan bir şey var: Cinslerarası bir savaş. Erkeğin kadına tahakkümü ve pazara çıkarılan kadın eti. Bu süslü cümlelerin ardında saklanamayacak kadar sahih bir konu.
Hikmet Temel Akarsu, Türkiye'de bazı dönemlerde toplumun nasıl reorganize olduğunu çok yerinde gözlemleyen bir yazar. Mesela, en son anlı şanlı kanlı darbemiz olan 1980 askeri darbesinin topluma çektiği ince ayar sonrası oluşan baskıcı yönetimin vahşi kapitalizmini “Kayıp Kuşak” roman serisiyle gözler önüne serdi. “Kayıp Kuşak” roman serisini okuyanlar, Türkiye'de 1980 sonrası aydınının takındığı ruh halini, travmalarını, yenilgi acısını o kuşağın temsilcileriyle birlikte yaşar. Ardından yine doksan sonrası oluşan yeni dünya düzeniyle birlikte girilen küreselleşme kavşağında, hazırlıksız yakalanan Türkiye aydınının girmiş olduğu “loser”(kaybeden) ruh halini “İstanbul Dörtlüsü” (Rock n Roman) roman serisiyle okuruna tekrar yaşattırdı.
“Aseksüel Koloni”nin bu yeni sex furyasından çok daha önce yazılmış olduğunu bilmeme rağmen garip bir gerçeği de itiraf etmeden duramayacağım, bu gerçek Türkiye edebiyatının son günlerde kamuoyunu zorlayan bir tartışma konusu olan kadın-erkek ilişkilerinin yeniden şekillenişi. Bu şekilleniş için bazı yazarlar kadınların mutfaklarından giriyor onların yatak odalarına çıkıyor sonra da bunu bir mahalle dedikodusu ağzıyla üstün yapıtlarında kadınların ruh halleri üzerine ahkamlar kesip, onların ne kadar doğru davranışlar içinde olup, erkeklerin ne kadar sefil olduğunu kırk yaş üstü yeni boşanmış, erkeklerden hayatının sillesini yemiş kadınlara anlatarak onların davranışlarını onlara satıyorlar.
Daha önce –ki bu aslında Türkiye için devrim sayılabilecek bir davranış, çünkü yerli bir edebiyatçının bir romanı ilk kez interaktif ortamda okurlara sunuluyordu– “istanbul.com.tr” (5 Ekim 2000) adlı internet sitesinde ücretsiz okunabilen bir roman formatındayken H.T.A'nın kararlı savaşının kaçınılmaz sonucu olarak Telos Yayınları'ndan basılı hale gelen ve devamının da müjdesi verilen yapıtların ilki “Ölümsüz Antikite:1 Aseksüel Koloni ya da Antiope” ekim ayı başında kitapçı raflarındaki yerini aldı. İlk romanın konusunu kısaca özetlersek şöyle: Romanda bütün karakterlerin gerçek kişiliği Antik Yunan mitolojisinin trajedi yüklü kültüründen alınmış. Her bir karakter günümüzün modern dünyasında ete kemiğe bürünürken genleri sayesinde atalarından aldıkları davranışları bugün de sürdürüyorlar. Yani sanki aradan bin yıllar geçmemiş gibi kadınla erkeğin asıl sorunu olan iktidar sorunuyla karşı karşıyalar. Hangisi daha güçlü, kim kimi ezip boyunduruk altına alacak? Yani anlayacağınız savaş devam ediyor. Kadın genlerinin ataları Amazonlar sanki iki sokak ötenizde bir apartman dairesinde bir örgüt kurmuş ve erkeklere karşı yapacakları akınları konuşuyorlar. Ne diyelim trajedi devam ediyor. “Ölümsüz Antikite ya da Antiope” romanından da çıkan sonuca göre erkekler şimdilik 1-0 önde, ama bu galibiyet onlara korkunç cezalarla ibraz edilmiş, bütün kadın türünü acımasız bir şekilde yok ettikleri için erkekler artık birbirleriyle düzüşmek zorundadır.
Mitoloji, trajedi, yazgı, soylu değerler, feminizm, aşk, eşcinsellik, travestilik, heteroseksüellik ve kadınla erkek bir daha, ama Hippolite ile Herakles; ya da Theseus ile Antiope'nin aşk ve savaşında çıtası biraz daha yükselerek Türkiye entelijansiyasına sunuluyor bu kitapta; bilgi ve erdemle.

Ölümsüz Antikite: 1 Aseksüel Koloni ya da Antiope / Roman
Hikmet Temel Akarsu

Başa dön

 

Gökçeyazın

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler   ©2007 MaviMelek            website metrics