MaviMelek
"Gitmem gerek. Yeni resimler görmem gerek. Benimseyeceğim, içimdeki kıpırdanışları dolduracak bir resim bulana dek gitmem gerek." - Tezer Özlü

[Hezeyan] "Bir Delinin Günlüğünden" | Ziya Alpay

Bir Delinin Günlüğünden | KaraÇizme

"KAFASI GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE DOKTORA YAPIYORUM"

“Bir acı çocuğum işte, / Gözünüzün önünde. / Halini bilmeyen; / Geleceğini, geçmişini, / Vahşetle kuşattığınız, / Bir acı çocuğum işte… / Yakın durdukça içime, / durmadan iteliyor beni bir dilemma, / kardeşliğin / sınıfsızlığın / sevginin ağzına.”
Süha Tuğtepe

Günlerden bir gün
Bu sabah çok garip bir olay yaşadım. Sabah işe gidiyorum, otobüse bindim. Sağ cenahta bir kız oturuyordu. Bacaklarını gördüm, beyaz ve güzeldi. Derken sandalet türü bir ayakkabı giydiği için ayaklarını gördüm. Sonra da ayaklarında parmak gördüm. Hiç üşenmedim saydım acaba kaç tane diye. Şimdi sıkı durun: Farklı uzunluklarda ve tam beş tane. Evet beş taneydi. Hayatımda bugüne kadar bir kızın ayak parmaklarını saymamıştım. Saydım işte artık ölsem de gam yemem. Yaşadığımın bir kanıtı olarak bu eylemimi gösterebilirim kozmos yetkililerine. Böyle bir eylemi ilk defa yapan biri olarak tarihe geçerim herhalde. Yıllar sonra yazacaklar dünyanın uzaydan çekilen fotoğraflarının altına: “Ziya was here”

Bugün berat kandiliymiş… Ben de artık bu dünya hapishanesinden beraatımı istiyorum. Cennete tahliyemi istiyorum, ama orada Sharen Stone yoksa ben de yokum, duyuyor musun Hâkim bey…

Sıradan bir gün
Patronlardan, müdürlerden, genel müdürlerden, özel müdürlerden, başkanlardan, komutanlardan hiç hoşlanmıyorum. 4'e basıp bekliyorum. Hepsini topyekûn derelere atmak yerine damarlarına yüksek dozda eroin verilmesini öneriyorum kozmosçum, benim güzelim…

Mecliste bir gün
Kamer Genç'in hem meclis başkanı, hem başbakan hem cumhurbaşkanı olmasını istiyorum… İstiyorum ya, istiyorum… Geçen TV'de diyordu ki, “Bekar gençlerimize birer Nataşa verilmesine bile taraftarım.” Harika adam ya, eli öpülmeli…

Günsüz bir gün
“Duyularımızla algıladığımız şeylerin, bizim algılarımız dışında bir varlığı yoktur.” diyor Berkeley; amma velakin biz de kendimizi nihayetinde duyularımızla algılarız. Bu durumda kendi somut varlığımızdan başka soyut veya metafizik bir varlığımız yoktur. O zaman ruhumuz falan da yoktur.

Başka bir gün
Bu saçma sapan insanların, saçma sapan hastalıkların, saçma sapan düzenlerin ve savaşların olduğu dünyada bütün bu uyuşturucu maddeler serbest olmalı. Kullanan kendine kullanır, kime ne yahu!.. Aklı başında(!) insanların yönettiği dünyayı gördük… Ne gördük dersiniz: savaş, kan, işkence, zulüm, katliam, acımasızlık, dehşet vahşet… Hayyam'ın da dediği gibi; herkesin kafası güzel olsa kimsenin kimseye zarar vermediği bir dünya olsa… Hayat bayram olsa…

Herhangi bir gün
Kamusal alanda Panda yavrusu beslemek için izin almayı başardım. Acilen bir Panda yavrusuna ihtiyacım var. Panda yavrusu görenlerin veya sahip olanların insanlık namına bana getirmesini istiyorum. N'olur getirin; n'olur ama, getirirsiniz değil mi?

Sadece bir gün
“Kozmostaki Korkunç Hatalar”
Kozmostaki hataları saymakla bitiremem, ama dikkati çeken bazı önemli hataları açıklamaya çalışacağım:

1- Birçok dini düşünceye göre, mütemadiyen birlikte dönüp durduğumuz bu dünya gezegeni özel olarak homo sapienslerin varolup yaşaması için düzenlenmiştir. Halbuki gerçekte hiç de öyle değildir. Bu düşüncede ciddi bir hata vardır. Aslında bu kozmosun hatasıdır. Çünkü homo sapiensler ve diğer tüm canlı dediğimiz varlıklar ölümlüdür. Bu gezegen “insan” için tasarlandıysa o zaman sorarlar saymakla bitmeyecek ve birçoğu ölümle sonuçlanan hastalıklar neden var? Zira kusursuz (en güzel biçimde) olarak yaratıldığı sanılan yeryüzündeki en gelişmiş canlı olan insan, gözle görülemeyen milyonlarca bakteri, virüs ve diğer başka mikro organizmaların tehdidi altındadır. Hem en gelişmiş sistemlere (dolaşım, solunum, sinir sistemleri… vs) sahip olacaksın hem de ne işe yaradığı anlaşılamayan bu mikro organizmaların yüzünden yataklara düşüp acı çekeceksin, şayet iyileşemezsen toprağın altını boylayacaksın. Çok saçma bir durum. Madem ki dünya insanlar içindir öyleyse onu çok iyi tasarlayıp donatacaksın ki bakteri ve virüsler görüldüğü yerde akyuvarlar tarafından imha edilebilmeli, daha fazla olmasa da daha güçlü olmalıydılar ve böylece hastalık diye bir şey olmamalıydı. Olmamış yani kozmos, beğenmedim. Böyle bir hatayı nasıl yaparsın?

2- İnsan ve diğer birçok canlı zaman içinde gelişip büyüdükten sonra yıkıma geçer. Buna da yaşlanmak denilir; ama aslında bu olay düpedüz çürümektir. Hem de canlı canlı… Bunun da sorumlusu oksijen denen elementtir -ki onsuz da yaşam olmaz. Fakat işte hücreler oksijen sayesinde enerji üretirken diğer taraftan oksijenle gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar sebebiyle ölürler. Gerçi vücut ölenlerin yerine yenilerini üretir, ama bir zaman sonra yetişemez hale gelir, ölü hücrelerin sayısı diri olanlardan çok çok fazla olması sebebiyle vücudun görüntüsü bozulur, sistemler ve organlar işlevlerini gerektiği gibi yapamamaya başlarlar. Olmamış kozmos, hiç beğenmedim.

3- İnsanlardaki üreme sistemi tam bir fiyasko sevgili kozmos. Zavallı kadın vücudu belli bir yaşa kadar mütemadiyen yumurta üretmekte ve döllenmeyen yumurtayla birlikte birçok doku kan yoluyla atılmak zorunda. Bu da genelde ayda bir mecburen oluyor. Reva mıdır bu işkence kadınlara. Son derece saçma bir durum kozmos, olmamış. Ne yani böyle bir şeyin olmaması için kadın hep hamile mi kalmalı? Erkeklerde de ayrı bir saçma durum söz konusu. Testisler deli gibi durmadan binlerce sperm üretiyor. Halbuki bunların çok az bir kısmı işe yarıyor ve diğerleri çöpe ya da boşa gidiyor. Yahu adam gibi bir sperm üretirsin o da gideceği yere gider ve görevini yapar, olay biter. Ne gerek var milyonlarca sperme? (Neymiş efendim, genetik çeşitlilik içinmiş, insan formunda görünüp de ne idüğü belirsiz milyonlarca homo erektus yapmışsın. Onların uğruna yaktın bizi kozmos, teessüf ediyorum sana.) İş bununla kalsa yine iyi, evlendiği ya da birlikte olduğu kadın hamile de olsa testisler “full time” çalışmaya devam. Demek ki kozmos senin çok başka niyetlerin var gibime geliyor. Bu kadar seksomanyak olmana doğrusu bir anlam veremiyorum.

4. İnsandaki dişileri özenip estetik olarak yaptığın halde erkekleri böyle hemen her bir yerinden kıllar tüyler çıkan bir beden yapmanı anlayamıyorum. (Gerçi kadınların bacaklarında az da olsa kıl tüy falan var. Bence hiç olmasa daha iyiydi) Başka hiç işimiz yokmuş gibi yok bıyık tıraşı, sakal tıraşı, saç tıraşı, bilmem ne tıraşı…. Bu nedir ya böyle. Olmamış kozmos, bunu da beğenmedim. Ne gün ama! Dünya gezegenine yeni gelmiş veya gelecek homo sapiens yavruları için duyuru: Bu gezegen çok berbat bir yer. Yoksulluğun, hastalığın, adaletsizliğin bini bi para. İnsanlar hâlâ evriminin ilkel safhasını geçememiş durumda. Ellerine geçen ilk fırsatta savaş çıkartıp, terör yaparak birbirlerini acımasızca öldürüyorlar. O yüzden başka bir galakside ve gezegende daha gelişmiş bir türe rastlarsanız oraya gidin, Anlaşıldı mı?

Aynı gün
Kır tırtılı kır tırtılı, yerim ben o tırıl tırıl tırtılı. Evet, ne olduğumu dün gece rüyamda buldum. Ben koskocaman dev bir tırtılım. Asla asla ve asla kahverengi bot giymem. Netice itibariyle hep “Garden Eyaleti” filmindeki Natalia Portman gibi, “Amelie” filmindeki Amelie gibi veya “Sekreter” filmindeki Maggie Gyllenhaal gibi bir sevgilim olmasını, birbirimize sarılıp uyumayı istedim. Ama olmuyor ki. Sevgili Kozmos bana bunu neden yapıyorsun? Çok şey mi istiyorum senden? Hey Kozmos, duyuyor musun beni? Kozmosçuğum olmuyor böyle. Hem beni trilyonlarca olasılıktan biri olarak var ediyorsun hem de yukarda söz ettiğim insanlarla karşılaşmamı sağlamıyorsun. Onlardan başka tüm karşı cinsimin beni farklı, tuhaf ve ilginç görmesini, asla sevilecek biri olarak görmemelerini sağlıyorsun, bunu bana neden yapıyorsun kozmos, dargınım sana.

Öylesine bir gün
Ey Kozmos, mümkünse yetkililerinizden biriyle konuşmak istiyorum. Bunca yıldır bu gezegendeyim muhatap alacak kimseyi bulamadım. Herkes ayrı telden çalıyor, bir şey anlamadım. Lütfen ama bir yetkiliyi gönderin şikâyetlerimi cevaplayacak. N'olur ama… Burada yerli yamyamların eline düşüp de beni liderinize götürün diyen birinin konumuna düştüm. Lütfen, acı biraz bana.

Değişik bir gün
Yine ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda ben Atatürk'tüm ve doğuyu geziyor, askerlerle görüşüyor ve isteklerini hiç çekinmeden bana söylemelerini istiyordum. Rüyada da olsa Atatürk olmak çok harika…
Ben kafası güzel sanatlar fakültesinde doktora yapıyorum. Tezimi verip yakında doktor olacağım kozmos izin verirse.

Evrende bir gün
Evrimde ilkel düzeyde kalanlar, ben ve benim gibi insan formunda görünenleri tuhaf, farklı, ilginç, garip diye nitelendirirler. Halbuki tek yaptığımız şey içi dışı bir olup rol yapmadan her türlü düşüncemizi olduğu gibi söylemektir. Mesela insanlardaki erkek cinsi ikiye ayrılır yanında şort giymiş güzel bacaklı bir kızla yürüyenler ve yürüyemeyenler. Hepsi bu. Kozmik enerjinin sonsuz olasılıklı maddeye dönüşmesidir.

Seksi bir gün
“Temel İçgüdü 2” filmini izledim. Sharon Stone bacımız bu filmde de döktürmüş. Güzel olduğu kadar sinir bozucu da. Zaten en sonunda psikoloğu bile deli ediyor. Polis de deli oluyor: “Bu kadın ne dese yalan, gerçeği bile söylese o söyleyince yalan oluyor” diyor. “Allah bir” dese de inanmam diyor… Böylesi bir seksomanyağa hayatta rastlanmaz. Ben tedavisini biliyorum ama söylemem…

~~~
Sayı: 42, Yayın tarihi: 16/11/2009

siyah@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics