MaviMelek
Hermes Kitap
"Sakin deniz zırhını kuşandığında, / Küskün ve dumura uğramış / Dalgalar minik canavarlar doğurduğunda, / Donakalır yelkenler." Horse Latitudes / The Doors

[Sinema] "Candy" | Emine Yalçın

Candy

"DÜNYA YANA EĞİLİYOR"

Yönetmen: Neil Armfield
Müzik: Paul Charlier
Yapım: 2006, Avustralya
Uyarlama: Luke Davies romanından

Yönetmen, filmi bölümlere ayırır. Bu ince detay, isabetli bir karardır. Heaven, Earth, Hell. İnsanoğlunun başladığı yer cennet, sürgünü yeryüzü ve belki de varacağı yer cehennem… Bir odanın içindesiniz, elleriniz, gözleriniz sevgilinize doğrulmuş. Bu atmosferde size eşlik eden çocuk gülüşleri ve elleri… Ama bunları resmedemeyecek kadar hayata bağımlısınız. Yaşadığınız hiçbir an sizi terk etmeyecek, yaşamla ölüm arasındaki ince iplik hiç kopmayacakmış gibi üzerine abanmışsınız dokunulmazlığın, dokunmanın. Ressam Candy (Abbie Cornish) ve şair Dan (Heath Ledger) hayatın bütün basamaklarını renkli balonların eşliğinde tırmanırlar. "Gelecekleri pırıl pırıl ve şimdileri harikadır."

Hazlarla örülü bir cennette; aşka bağımlı, mutlu ve sonsuz bir yaşama hapsederler kendilerini. Kuşlar Candy'nin gözlerinden havalanıp Dan'in kelimelerine döker tüylerini. Bu mutluluk yetmez onlara, yeni şeyler olmalıdır hayatta, aşkla uyuşan bedenlerine bundan daha fazlasını enjekte Candyetmek için başka heyecanlar ararlar. O heyecan avuçlarında birikmiş bir ter gibi hemen çözülür. Organik kimya profesörü, hedonist yol gösterici Casper (Geoffrey Rush) bir kapı açar hemen onlara, toz üfler kulaklarına, şişe şişe hayat bahşeder vücutlarına. Lezzetli, beyaz tozlar uçuşur cennetlerinde. Casper uyarır dostlarını yine de; "Bırakabileceğin zaman bırakmazsın, bırakmak istediğin zaman bırakamazsın." Onlar kulak asmazlar söylenenlere.

Teslim olurlar cennetin uyuşturan çiçeklerine. Kendi cennetlerinin en güzel insanlarıdır; gürültünün rahatsız etmediği mükemmel bir yerde güçlü bir yapıştırıcı bulmuşlardır, ortak yönleri çoktur, dünyaları tamamlanmıştır. Bunun da bir bedeli vardır boyalarını satarlar, hırsızlık yaparlar uyuşturucu alabilmek için. Yetmez, daha fazlası gerekir. Vücudunu satması lazımdır Candy'in, beslenmek istiyorlarsa bu şarttır. Dan sessiz kalır tüm bunlara. O hep takipçidir, asla lider olamamıştır.

Ve her şey mavidir artık

Cennetten yeryüzüne inerler, ayakları yere basar, burası topraktan müteşekkildir. Balonlar patlamaya, yapıştırıcı uçmaya başlar. Bir bebekleri olacaktır, bu dünya gerçeklerle doludur. Yeryüzünün bir odasına hapsederler kendilerini, tozlardan silkelenmeleri şarttır. Eksiklerle doludur odanın içi… Aşkın ve uyuşturucunun dozu bebeğe fazla gelmiştir, kanı tanımışlardır bu sayede. Ölümlülerin hususiyetlerini anlamakta zorlandıkları kanı. Saman tozlarının uçuştuğu bir kasabaya taşınırlar, yeniden sağlıklı, mutlu ve sonsuz olmayı denerler. Küçük bir damın altında, sararmış, solgun ağaçların arasında, suyun cesaretini izleyerek, yaşamayı yeniden denerler. Nafile yeredir tüm çabaları. Negatif enerjiyle doludur yeryüzü, dardır ve havasızdır, boğulurlar. Samanlar alevlenir, cehennem büyür. Bir hastanenin kapılarına bırakır ressamı. Bittiği yer trajiktir ve her şey mavidir artık.

Candyİçimde sen varken ölümle evlendim

Rüzgâr, hepsini parçalanmış kâğıt parçaları misali savurmuş, kendi cehennemleriyle tanıştırmıştır. Casper ölmüştür. Dünya çirkin kavramlarla boğuşmaktadır… Candy'i hapsolduğu, teslim olarak yok olmaya başladığı bedensel hazzın acısını, kocasına, annesine olan kinini, ojelerini, rujlarını kullanarak, titrek kalbi ve elleriyle kusar aynalara, duvarlara; "Bir zamanlar Dan ve Candy vardı, o yıl çok ateşliydik. Balmumları içimizde erirdi. Balkonlara tırmanırdım, onun için her şeyi yapardım. Ah… Dan… Binlerce kuş onun saçlarını süslüyordu. Her şey altındı, bir gece yatak yandı. O yakışıklı ve iyi bir suçluydu. Güneş ve çikolatanın içinde yaşıyoruz. Ama artık güneş doğmuyor. Candy kayboldu, güneşin son ışıklarında, Köpekbalıkları gibi dolaşıyor. Hayatıma çok hızlı girdin ve bunu çok sevdim. Eğlence çamurumuzda boğulduk, yabancılara teslim oldum. Dünya yana eğiliyor, işimiz bu, bunun peşindeyiz. İçimde sen varken ölümle evlendim, bir daha uyuyamayacağım. Kedilere ve tavuklara havlamak köpeklerin doğasında vardır. Baktığım her yerde seni görüyorum, bazen senden nefret ediyorum. Çok komiksin sen bana cehennemi yaşattın, bir şeytansın, Beni kullandın, çok zayıfsın, ciddi olamazsın, çok korkuyorum. Kafanı kırdım yatağın arkasında ama bebeğim sabah öldü. Ona isim koymuştum, kalbi davul gibi atıyordu." 

Heath Ledger (Şair Dan); The Dark Knight, Casanova, The Brothers Grimm, The Patriot, Monster's Ball ve Brokeback Mountain'de (Bu film epey konuşulmuş, karakterler açısından tepkilere maruz kalmıştır.) rol almıştır.
Oyunculuğu ile çok konuşulmasa da insomnia yüzünden aldığı ilaçlarla hayattan çekilmiş, şaibeli ölümü ile adından epeyce söz ettirmiş Avustralyalı Geoffrey Rush; Pirates Of The Caribbean (Serinin, eli yüzü kirli, centilmen Kaptan Barbossa'sı), Münih, Finding Nemo (seslendirme), Shakespeare in Love, Les Miserables, Shine, Elizabeth: The Golden Age ile şöhreti geç de olsa yakalamış Avustralyalı aktör.

Candy'nin Requiem For A Dream'a alternatif bir deneyim olduğunu da söyleyebiliriz.

Fragman: http://www.youtube.com/watch?v=Fp8xA3LSvRM&NR=1

Candy, 26. Uluslararası Film Festivali, Berlin ve Toronto Film Festivallerinde gösterilmiştir.

İyi seyirler…

Sayı: 26, Yayın tarihi: 24/05/2008

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics