MaviMelek
"Ve kuşlara doğru / fildişi: rüzgârın tavrı. / Dağ: güneş iskeleti. // Tahta heykeller arasında / denizin yavrusu kocaman." Beni Öp Sonra Doğur Beni/Cemal Süreya

[Gündem]"Cemal Süreya’nın Terekesi" | Adil İzci

Tan Oral'ın çizgisiyle Cemal Süreya

"O YOKUŞU HÂLÂ İNİP ÇIKIYORUM"

Kaç zaman olmuştu Cemal Süreya'nın herhangi bir kitabının kapağını açmayalı? Bir anma toplantısında konuşmam önerilmese kim bilir daha kaç zaman sonra usuma düşecekti sevdiğim şiirlerini yeniden okumak? Bugünün kitapları masalara, raflara eklendikçe eskilerin ister istemez gerilere düşmemesine olanak mı var?

Cemal Süreya'nın adına ilk kez lise yıllarımda Sabahattin Batur'un "Yeni Şiirimiz" seçkisinde rastladım; şiirlerini ilk kez orada okudum. Üzerine ilk yazıyı yine o yıllarda Baki Süha Ediboğlu'nun "Bizim Kuşak ve Ötekiler" adlı kitabında okuduğumu da iyi anımsıyorum. Kitaplarını ise büyük olasılıkla biz 1970'li yılların Dil Tarihlileri arasında en çok okuyan Murathan Mungan'da görmüş olmalıyım. Murathan Mungan, biraz da imrendirmek için bir ya da birkaç kitabını önüme ya da önümüze sürmüş olabilir. Ancak okuduğum ilk kitabını ve tanışma ânını iyi anımsıyorum. Hatta günü ve neredeyse saati ile…

Nereden nasıl bir cesaret buldumsa 9 Ocak 1975 günü, demek otuz dört yılı aşkın bir zaman önce, daha sabah sekiz sularında Maliye Bakanlığının Ankara Ulus'taki kapısından içeriye girdim. Yanımda "Beni Öp Sonra Doğur Beni" vardı. Oradaki görevliye Cemal Süreya'yı sordum. Daha gelmediğini söyleyerek kapısı açık odasını gösterdi. Çok zamandır bildiğim bir yermiş gibi o uzunca odaya girip bir koltuğun ucuna iliştim. Kısa bir süre sonra da kendisi geldi, benim orada bulunmamı hiç yadırgamayan bir doğallık içinde selamlaştıktan sonra pencere önündeki masasına geçip konuşmaya başladı. Sanırım bu tür konukluklara epeyce alışkındı. İçten yaklaşımıyla epeyce rahatlamıştım. Şiirden, "Papirüs"ü yeniden yayımlamak isteğinden söz etti özellikle. Şiirlerini daha iyi anlamam konusunda bazı ipuçları verdiyse de şimdi onları hiç çıkaramıyorum. Bir süre de siyasadan konuştuk. Sonra yanımdaki "Beni Öp Sonra Doğur Beni"yi imzaladı. O zamanlar şairlerden el yazıları ile şiirler derlediğim defterime "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti." dizesini yazdı…

Değerli Yazar Ağabeyim Remzi İnanç'ın Ankara'da Zafer Çarşısında bir Toplum Kitabevi vardı. O küçücük kitabevi pek çok şair ve yazarın uğrak yeriydi. Sonraları orada da birkaç kez karşılaştım Cemal Süreya ile. Hemen her zaman hafif gülümsemeli bir yüz var o karşılaşmalara ilişkin olarak belleğimde. Şimdi Muzaffer Buyrukçu'nun günlükleri geliyor usuma. Benim uzaktan birkaç kısa izlenimime göre ne çok ayrıntı kayıtlı o günlüklerde! Buyrukçu iyi ki yazmış diyeceğim o günleri uzun uzun…

1980'de göreve başladığım Robert Kolej'de 1983 güzünde bir edebiyat dergisi çıkarmaya ve bir şiir yarışması düzenlemeye koyulmuştum. İlk yıl seçiciler kurulu başkanlığını Turgut Uyar yapmıştı. İkinci yıl da bu görevi hiç duraksamadan Cemal Süreya üstlenmişti. Kendisiyle en uzun görüşmem, bu sıralarda oldu. Bir cumartesi, onun başkanlığında pek çok şiiri inceledik ve ödüle uygun olanları belirledik. Özellikle o günden anımsadığım, çok belirgin inceliği, kılı kırk yaran sabrı ve alçak gönüllüğü idi. Bir de okuyup değerlendirdiği onca şiir içinde kendi şiiri etkisinde yazan birileri var mı; bunu anlamaya çalıştığını anımsıyorum. İkindi üzeri işimiz bitti, kendisine ancak bir gül sunabildik; tek bir kırmızı gül. Biraz önce vurguladığım alçak gönüllüğü ile kabul etti. Kulağıma bir ara fısıldarcasına söylediğini şimdi ben size söyleyebilirim: Buradan güzel bir hanımefendinin konuğu olmaya gidiyordu; bu bir tek gülü ona sunacaktı. Kolejin upuzun yokuşunun ortalarında bir yerde söylemişti bunları. Yolda durup yüzünü bütünüyle yüzüme çevirerek… O yokuşu hâlâ inip çıkıyorum. Zaman zaman oralarda anımsarım Cemal Süreya'yı…

Göller Denizler | Cemal Süreya

Bunlar özellikle anımsadığım kırık dökük birkaç şey. Ancak bir şairin artalanına ilişkin önemlice şeyleri birazcık da olsa belirginleştirmeye yarayacak değerde: Ünlü bir şair ama o derecede de yalın, alçakgönüllü, çelebi. Yakınlığını hiç sakınmıyor. Yukarıdan değil yanınızdan sesleniyor. Ayrılırken numarasını anımsatıp "İstediğinizde arayın…" diyor. Nişantaşı'nda o sıralarda çalıştığı yeri bir daha tanımlıyor. Az şey midir bunlar?

Şu dünyada insanları, doğayı, yazını, daha epey bir şeyleri çok önemsedim ama şair terekelerini de çok önemsedim. Cemal Süreya'dan da üç şey var elimde. Biri imzalı "Beni Öp Sonra Doğur Beni" kitabı, biri "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti." dizesinin yazılı olduğu kâğıt, biri de yarışmadan sonra Robert Kolej öğrencilerinin şiirlerini nasıl bulduğuna ilişkin izlenimlerini düştüğü bir pelür kâğıt. Söz konusu kitabıyla birlikte öbürlerini de ortaya çıkarmak, biraz yeni soluklar aldırmak istedim ama yitirmek korkusuyla kim bilir hangi köşe bucağa saklamış olmalıyım ki bulamadım. Bulamadığıma sevindim de bir bakıma. Ne de olsa şair terekesi sözünü ettiğim. Dünya malı değer şair terekesi…

Aslında Cemal Süreya'nın da, öbür şairlerin de terekelerini hiç açmamak daha doğru: Her ortaya çıkarma biraz daha biraz daha alıp götürebilir bir şeyleri. Belki de en doğrusu şairlerden hiç tereke edinmemek. Ne yitirme korkunuz olur ne de neyi hangi ucundan açacağınızı, neye hangi ucundan dokunacağınızı bilememenin şaşkınlığı. Hem içiniz de sızlamaz. Benden sonra ne olur bunlar diye korkular da duymazsınız…

Cemal Süreya, (Erzincan, 1931 - İstanbul, 9 Ocak 1990) ânısına…

Sayı: 34, Yayın tarihi: 18/01/2009

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2009 MaviMelek            website metrics