MaviMelek
Hermes Kitap
"Bizim kelimelerimiz dünyaya denk düşmüyor." Paul Auster

["Hayal Pusulası"]"Deccal" | Akın Olgun

Deccal | Sinan Çakmak

"UTANMADAN YAZIYORUM"

Gördüm ki fırtınada terk edilmiş bir geminin içinde biz de terk edilmişiz. Gemi denizin dibine doğru yapacağı son yolculuğu için çatırdayan gövdesini dinlerken, biz de beynimizin ve yüreğimizin çatırtılarına benzi atmış bir yüzle bakıyormuşuz. Hayallerimizin pusulası puslanmış ne yapacağımızı bilemiyormuşuz.

Yörüngesizmişiz…

Bir umutla son kez bakıyormuşuz ufka. Ufukta simsiyah bulutlar arasında bir ışık süzülüyormuş… Parlıyormuş gözlerimiz… Sevinçten ağlıyormuşuz ve avazımız çıktığı kadar bağırarak duymaları için çırpınıyormuşuz… O ışık birdenbire yok oluyormuş… Bir umut serabıymış, inanamıyormuşuz. Aldanmışız… Gemi batıyor biz de onunla batıyormuşuz… Gemiyi terk eden farelerden bile daha değersiz ve daha şansızmışız… Her şey bitti! Ölüyormuşuz…

Uyandım bir rüyanın ertesinde kalmış sıcak terimin bedenimi işgal eden ıslaklığıyla. Dağılmış saçlarımın arasından süzüldü düşüncelerim. Umudun orospuluğuna aldanıp bir kez daha umutlandım yeniden… Hayallerimin şaibesi kalkarken üzerimden, soğuk ve kanlı heyecanlarıma devrettim yarını… Kapı aralığından içime sızan esintiyi çekerken içime üşüdüm ve titredi yüreğim, titredi elim, titredi onurum… Titredim baştan aşağı… Sorguların kıytırık sorularıyla hesaplaşıp, uzandım yeniden yeryüzünün esaretine…

Avuçlarımda idamlık iç seslenişlerim kaldı. Yine isyancı, yine eziyet saatleri devraldım düşüncelerden.

Giderayak görgülerin gölgesine bırakıp söylenmemiş sözlerimi, kelimelerime şahadet getirdim… Düşüncelerim ki tanrısıdır kendisinin ve cümlelerim birbirine inanmaktan yorgun, birbirine inanmaktan ateist, birbirine inanmaktan sarhoştur… Şimdi serseri sokak köpeklerine yataklık edip, bir Zerdüşt şarkısına takılıp ardı sıra, sır denen karanlığı yırtarak, bezirgân düşüncelerin tefecilerini teşhir ederek ve illegal korkularımın yargısız infazını seyrederek uzanıyorum yaşamın gökkuşağına… Üstümü örtüyor masumiyetlerim ve her gece dargın ayrılan hasretlerim isyanına düşüyor paylaşımlarımın. Kaybolmuş yollarım çıkıyor karşıma, gözlerim izlerimi arıyor mutluluklarımın sığınağında. Kuytularda bıraktığım sevinçlerim gibi çırılçıplak utanıyorum… Kir tutmayan bedenimde çift dikiş yaralarımdan bakıp geleceğe, sayıklıyorum tüm habersiz gidişlerin, ayrılıkların, sevdaların adını…

Gözyaşlarımın zincirlerinden yaratıyorum kendimi, hayata mahkûmiyetimden, itirazlarımdan kuruyorum karşı koyuşlarımı. Acılarım kadar kanatıyorum anılarımı, ağrılarım kadar kıvranıyorum. Mecburiyetler yaratıp kendime dair, mahcubiyetlerle cezalandırıyorum. Bir adı yok sahipsizliğin, gecelerim gibi aidiyetsiz, sabahlarım kadar yorgunum…

Deccal ki çoktan inmiş bedenime… İçimde kıyamet gün sayıyor artık. Bu yüzden işte tam da bu yüzden, başıma bela yokluğunu, yokluklarımı ve yamalı sahiplenişlerimi alıyorum koynuma ve göğsümde uyutuyorum her şeye inat gözyaşlarımı. Nerde kaybolmuştum, nerde vurulmuştum bilmiyorum ama huzursuz ruhumu topluyorum felaketlerimden. Bir yalnızlık vakti yazıyorum özlemlerimi… Yokluğumu topluyorum gecelerimden… Rüyalarımdan çalıyorum sevinçlerimi ve utanmadan yazıyorum, yazıyorum kendimden miras kalan seslenişlerimi ve uzanıyorum gökkuşağının jartiyersiz yaldızlı esaretine…

akinolgun@mavimelek.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics