MaviMelek Edebiyat
"Amaç her zaman, örtüyü masanın üzerini hiç bozmadan çekmektir." Jean Baudrillard

[Editör'den] | Hasan Uygun

Hasan Uygun
"BİZ EDEBİYAT YAPIYORUZ, YA SİZ?
"

Soru bir; edebiyat nedir?

Bir soru sorarak bazı kavramları açıklamaya veya düşünceleri ispatlamaya çalışmak, genellikle alışıldık bir yoldur. Ama galiba, öte yandan da en geçerli yoldur. Bu nedenle bu haftaki yazıma, öncelikli olarak 'edebiyat nedir' sorusunu sorarak başlamak istedim; cevabını yine kendim vermek üzere. Ancak bu cevap, elbette ki belli referansların ışığında verileceği ve ortak kanının doğrultusunda bir sonuca varılacağı için, öncelikli olarak referans noktalarına ve kayda geçmiş olan ortak kanılara bakmak, kendi cevabımıza ulaşırken kullanacağımız en doğru yol olacaktır.

Sizin için araştırdık…

Türkiye'de Türkçe sözlük konusunda yılların eskitemediği referans bir isim olan Ali Püsküllüoğlu'nun "Arkadaş Türkçe Sözlüğü"nde bakın nasıl tanımlanıyor edebiyat: olay, düşünce, duygu ve imgelerin, insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımı.

Edebiyatın, aynı sözlükteki -belki de Türkiye'de yerli yersiz en yaygın olarak kullanılan- mecaz anlamı ise içten olmayan, gereksiz boş sözler, süslü sözler; yani 'edebiyat yapma' derler adama…

Şiir, öykü, roman, oyun, deneme, eleştiri gibi yazınsal türleri içeren genel kavram; tanımı da yine Arkadaş Türkçe Sözlük'ten…

Tabii Türk Dil Kurumu da, Türkiye'de dil konusunda kılavuz bir kurum olma iddiasıyla kendi tanımını yapar edebiyatla ilgili: olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın. Mecaz anlamında ise boş söz, boş uğraş vurgusu bu sözlükte de korunuyor.

Türkiye'nin İnternet'teki en kendine özgün ve belki de en matrak, ama belli kavramlardaki ortak kanıları en iyi yansıtan bir sözlük olarak ekşi sözlük'e bakmadan da edebiyat kelimesinin anlamı açıklanamazdı.

Bakın ekşi sözlük'te edebiyat nasıl tanımlanıyor: sadece 'lisede bir ders' olarak hatırlıyor mesela sözlük yazarlarından biri… 'Hocaları genelde asabi olan ders' ise sanırım öğrenciliği boyunca edebiyat hocasıyla takışmış bir arkadaşın tanımı. 'Literatür olarak da bilindiği' vurgusu da tabii yerinde bir müdahale!

Ancak 'hayatı anlama ve anlatmanın yolu' tanımı, bence gerçekten mürekkep yalamış bir kullanıcının yorumudur. Çünkü şu ana kadar baktığımız ortak kanılar içindeki en ayağı yere basan tanıma doğru bir adım yaklaştık sanki.

Bu konuda imitasyon olması hasebiyle çok da rağbet edemeyeceğimiz, ama yine de bakmadan geçemeyeceğimiz bir diğer referans noktası da 'itü sözlük'.

Pozitivist bir yaklaşımın tesirinde kalmış bir sözlük kullanıcısı şöyle yapar edebiyatın tanımını itü sözlük'te: edebiyat bir birikimdir. Ülkedeki insanların manevi yönünü tatmin eden bir sanat dalıdır; iyi ve güzele yönelik olanın tasvir edilmesidir. Bu yaklaşım elbetteki 'gereksiz, boş söz' mecaz anlamına verilmiş iyi bir yanıt olarak da okunabilir.

Edebiyatı 'yaşama karşı bir duruş ve asilik' olarak tanımlamaya çalışan bir görüş de edebiyat kelimesinin kökünün, edep kelimesinden geldiği ahlak vurgusuna karşı çıkarak edebiyatın edepsizlik olması gerektiği vurguluyor.

Arapça edeb kelimesinin, edebiyat kelimesine kök teşkil ettiği doğrudur. Bu konuda da "Türk Dilinin Etimolojisi Sözlüğü"ne bakılabilir. Ama, edep ile edeb'i kim karıştırdıysa o da almış sazı eline aynı notadan çalmaya devam etmiş.

Son bir yorum yine 'itü sözlük'ten: Ölümsüzlüğün harflerle ifadesidir!

İnsanoğlunun ölümsüzlük arayışı yeni bir şey değildir. Mağara duvarlarına yapılan ilk resimler de bunun en eski kanıtıdır.

Ölümsüzlük peşindeki insanoğlu dünyayı algılama serüveni içerisinde bazen bir adım öne çıkmış olabiliyor. Mesela, yaşadığı mağaranın duvarlarına acaba ailenin hangi ferdi resim yapmayı akıl etti? Benim tahminim, galiba ailenin en aklı bir karış havada yani boş işlerle uğraşanıydı.

Yedi sanatın içinde, diğerlerine de kaynaklık yapabilen tek sanat dalı olarak edebiyat, yaşadığı dünyada yaşamın sırrına ermiş -evet- toplumun bir adım ilerisinde, maddi ve ruhsal dünyayı bir adım önünde olduğu insanlardan farklı görebilen ve bu farkı estetik bir yolla aktarabilen insanların yaptığı iştir. Tabii bu yüzden, ister istemez, 'boş ve süslü söz' tanımı yine gelip dikiliyor karşımıza. Hem 'olay, düşünce, duygu ve imgeleri insanlarda estetik duygular uyandıracak şekilde söz ve yazıyla aktaracaksın' hem de 'boş ve süslü söz' kullanmayacaksın; hadi boş sözü de eleyelim, ama süslü söz olmadan da edebiyat olmuyor galiba.

Ya da en iyisi gelin şurada uzlaşalım; estetizm ile süsleme de birbirine karıştırıldığı içindir galiba, yaşam hamurunu yoğuran ellerin eserlerine gösterdikleri ihtimam pek önemsenmiyor ki boş işler kategorisine hiç düşünülmeden sepetleniyor edebiyat.

Mavi Melek Edebiyat lümpenleşmenin giderek aşkın, sevginin, özveri ve fedâkarlığın önüne geçtiği bir dönemde, edebiyatı tekrar orta yere koyarak 'boş bir işe' kalkışıyor… Tıpkı denizyıldızı hikâyesinde olduğu gibi…

11/06/2007

hasan@mavimelek.com

Kaynaklar:

Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, İsmet Zeki Eyuboğlu, Sosyal Yayınları

Arkadaş Türkçe Sözlük, Ali Püsküllüoğlu, Arkadaş Yayınevi

www.eksisozluk.com

www.itusozluk.com

www.tdk.org.tr

Editör'den - "Gündemin İçinden"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? III"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? II"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz?"

Editör'den - "Cümle Kapısı Edebiyat"

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2007 MaviMelek            website metrics