MaviMelek Edebiyat
» Sayı: 41 | 18/10/2009
“Cazibelerin ve mucizelerin dünyasında” bir kez daha
“High Hopes”…

I. ve II. Dünya Savaşları göz önünde bulundurulduğunda, maruz kaldığımız şiddet açısından eşdeğer gibi durmasa da günümüz, büyük altüst oluşların yaşandığı bir dünyaya tanık. Merak eden, öğrenen, bildiklerini analiz eden, gücü keşfeden ve gücünü kendi türüne karşı kullanan insan.
İnsanoğlunun ilerleme tutkusu sınır tanımıyor. Yükseklere, her gün biraz daha yükseğe çıkma arzusuyla yanıp tutuşuyoruz her an. Bir ayağımız köprünün başındayken henüz, öbürü köprüyü aşmak üzeredir. Daha çok daha ileriye, sonsuza kadar; hep açgözlülüğün çemberinde. Tüketirken tükeniyor dünya.
Rüzgâra karşı yürümek belki de sırtımızdaki devasa pelerinle, içimizde barındırdığımız savaş. Geç kalmışlık ve öfkeyle düştükçe yollara. Şimdi güzel günler geçmişte, beyazın saflığında.
Gelmiş geçmiş en iyi Pink Floyd şarkısı olarak değerlendirilir “High Hopes”. Son albüm olan “The Division Bell”in son parçası olması da bu anlamda manidardır. Gerek şarkı sözünün içeriğiyle ve gerekse de müzikalite olarak bir doruğu temsil eder.

Kara Çizme'nin görsel yorumuyla, “cazibelerin ve mucizelerin dünyasında” bir kez daha “High Hopes”… Çakılıp kalsak da her defasında bu yolda “Yorgun bakışlarımız hâlâ başıboş geziniyor ufukta”.

High Hopes | Kara Çizme

"Sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü / Bir açlık var daha doyurulmamış / Yorgun bakışlarımız hâlâ başıboş geziniyor ufukta / Çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerine defalarca"…
~~~

High Hopes

Beyond the horizon of the place we lived when we were young
In a world of magnets and miracles
Our thoughts strayed constantly and without boundary
The ringing of the division bell had begun

Along the long Road and on down the Causeway
Do they still meet there by the cut

There was a ragged band that followed in our footsteps
Running before time took our dreams away
Leaving the myriad small creatures trying to tie us to the ground
To a life consumed by slow decay

The grass was greener
The light was brighter
With friends surrounded
The night of wonder

Looking beyond the embers of bridges glowing behind us
To a glimpse of how green it was on the other side
Steps taken forwards but sleepwalking back again
Dragged by the force of some inner tide

At a higher altitude with flag unfuried
We reached the dizzy heights of that dreamed of world

Encumbered forever by desire and ambition
There's a hunger still unsatisfied
Our weary eyes still stray to the horizon
Though down this road we've been so many time

The grass was greener
The light was brighter
The taste was sweeter
The nights of wonder
With friends surrounded
The dawn mist glowing
The water flowing
The endless river

Forever and ever

 

 

High Hopes

Bulunduğumuz yerin ufkunun ötesinde yaşıyorduk gençken
Cazibelerin ve mucizelerin dünyasında
Düşüncelerimiz başıboş geziniyordu durmaksızın ve sınır tanımadan
Çalmaya başladı ayrım çanı

Uzun Yol boyunca ve Geçit'ten aşağıya doğru
Hâlâ buluşuyorlar mı Kanal'da

Gürültücü bir bando vardı izimizden gelen
Zamanın önünde koşmak alıp götürdü düşlerimizi
Geride bırakarak sayısız küçük yaratığı, bizi bağlamaya çalışan yeryüzüne
Ağır ağır çürüyerek tükenen bir yaşama

Çimler daha yeşildi
Işık daha parlaktı
Dostlarla çevrili
Harika geceler

Ötesine bakıyoruz geride bıraktığımız köprülerin kızaran kollarının
Bir an için gözümüze ilişiyor ne kadar yeşil olduğu öte yanın
İleri doğru atıyoruz adımlarımızı fakat düşlerimizde gerisin geri dönüyoruz
Sürüklenerek gücü ile içimizdeki bir gelgitin

Daha yükseklerde açılmış bayrak ile
Eriştik baş döndürücü doruklarına düşlenen dünyanın

Sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü
Bir açlık var daha doyurulmamış
Yorgun bakışlarımız hâlâ başıboş geziniyor ufukta
Çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerine defalarca

Çimler daha yeşildi
Işık daha parlaktı
Tatlar daha güzeldi
Harika geceler
Dostlarla çevrili
Kızaran şafak sisi
Akan su
Sonsuza akan ırmak

Sonsuzluğa dek

Türkçesi: Nedime Harmandağlı
Pink Floyd, Stüdyo İmge, Nisan 1996

 

[MaviMelek Edebiyat]
website metrics