[Öykü]"Kimsesiz Jük" | Sibel Torunoğlu*"BEN DE BİLİYORUM ARTIK"Kız, bir kadın ve yalnızca lokum izlenimi yaratmaya çalışan biriydi. Aslında küçük ve ıslak fareler bazılarına ne kadar iğrenç ve ürküntü verici geliyorsa küçük -ve evet- ıslak bir fare kadar olsun başını sokacak yuvasız bir penis görünümünde olduğu için -gerçek nedeni buydu- erkeklere çok sevimli görünüyordu Jük… Karmen'e bütün meseleyi bu biçimde özetlediğimde çok rahatladı. Canı kola içmek istiyordu ama cebinde evine dönebilmesine ancak yetecek kadar para vardı. Ve onu görebilen herkes onun bu korkunç öğle güneşine rağmen boynuna şifon bir fular takmış, hiç terlemeyen bir eşcinsel olduğunu düşünebilirdi. Gerçeğin ne olduğu çok ünlemli ve tartışmalı bir konuydu. Jük kendinin Allah'ın ta kendisi olduğu konusunda pek yakın dostlarına yapmış olduğu itiraflar, çoğunluğun düşüncesini değiştirmese de Nimbul adındaki kız -konuyu yakından biliyordu- yapılan bunca kötü muameleye rağmen Jük'le dost kalmayı sürdürüyor ve Jük'ün tabiriyle çingene evine benzeyen evine dostunu sık sık davet ediyordu. Ağladı Nimbul, uykuya yattı ve geri döndüğünde tren istasyonunda karşılaştığı Jük'e "Açım, üşüyorum çok, kalacak bir yerim yok" dediğinde Jük uyandı. Yanında kendi gibi eşcinsel bir dostu vardı. Bütün gece Karmen onun başında durmuş ve göğsüne sıcak bir tuğla koyarak soğuk algınlığını iyileştirmeye çalışmıştı. "Nimbul nerede?" diye bağırdı. Karmen ona sıcak bir bardak ıhlamur getirirken, İspanyol şivesiyle yanıtladı sorusunu: "Jük ateşin yükselmiş epeyce, kendine yeni gelesin, Nimbul öldü, üç senedir sen neredesin?" Jük yeşil yeşil filizlenen ellerini ve ayaklarını gösterdi Karmen'e "Nimbul biliyordu" dedi. Karmen kıvırcık saçlarını eliyle karıştırdı, şuh bir edayla ve dimdik Jük'ün gözlerinin içine baktı. *Geri Gelen Ayna / Gendaş Kültür / İstanbul 2000 Sayı: 24, Yayın tarihi: 17/04/2008 |

