MaviMelek
"Yolculuk edilecekse geçmişe, tek başıma çıkarım sehpaya. Tanıklara gerek yok." - "Geçmişe Yolculuk" / Vüs'at O. Bener

[Öykü]"Kök" | Melike Şenyüksel

Kök | Yunus Kocatepe

"HAYATIN DIŞINDA KALAN
BİR KENAR SÜSÜ"

Bacaklarından aşağıya doğru bir şeylerin boşaldığını hissedip yaslanmıştı küçük parktaki o çelimsiz ağaca. Kendisini taşıyabileceğinden şüphe etmemişti hiç, çelimsiz görünüşüne rağmen. Dalları kuru da olsa kökleriyle toprağa tutunduğu için güvenmişti ona. İhanetin keskin rüzgârı yüzüne çarptığında, belki de ancak bir ağaca tutunabilirdi insan.

Gözlerine inanamamıştı. Çok değil birkaç dakika öncesine kadar hayata gülümseyen gözleri boşlukta asılı kalmıştı şimdi. Tıpkı bir uçurtma gibi gövdesinden yara alıp takılı kalmıştı tellere.

Gördüklerinin bir izahı olmalıydı. Sevdiği kadının bir başkasının kollarında oluşunun, üç beş dakika önce yanı başından başka bir adamla geçiverişinin izahı… Öylesine de mutlu görünüyordu ki adamın kollarında adımlarken caddeyi. Yabancı bir adamın kollarında…

Varlığını bile fark etmemişti kadını. Çünkü diğer adamdaydı o güzel gözler başka her şeye kördü. Fark edilmemiş, flu kalmıştı o sokak resminde. Karanlık bir köşede unutulmuş etkisiz bir elemandı o an. Her yer ışıklı, her yer hayattayken, hayatın dışında kalan bir kenar süsüydü o ya da kara bir çalı. Sonsuza dek kök salmak istediği kadın, köklerinden söküp fırlatıp atıvermişti onu bir köşeye. Gözlerinden sızıp boynuna doğru kayan bir kaç damla yaşın sıcaklığını hissetti ve ardından, tam karşısına dikilip kendinden büyük bir dondurmayı yemeye çalışan çocukla göz göze geldi. Çocuk annesine doğru sesleniyordu aynı anda:

“Anne! Şu adama bak, ağaca yapışmış. Hah ha! Ne komik!”

Bir taraftan da erimeye yüz tutan dondurmasını yalıyordu çocuk. Annesinin ilgisizliğini görüp, annesi gibi yaptı o da sonra. Olağandışı bir şey yokmuş gibi yoluna devam etti. Bir adam bir gün bir ağaca sarılabilirdi pek tabii.

Ağacın sertliğini duyumsadı bedeninde. Kımıldanmaya çalıştı. Ama bedenindeki bitkinlik azalmamıştı henüz. Ağacı bırakırsa yere yığılıvereceğini hissetti. En iyisi bir süre daha böyle kalmalıydı. Hem rezil olacaksa birilerine şimdiye kadar çoktan rezil olmuştu zaten. Kımıldanmadan öylece kaldı. Ağacın köklerini düşündü toprak altından yürüyen. Dallarını, gövdesini, ayakta dimdik duruşunu, heybetini… Ondan öğrenecek çok şeyi olduğunu duyumsadı. Kuru görünen dalların birine yasladı başını. Doğru yerdeydi.
~~~

Sayı: 47, Yayın tarihi: 07/07/2010

* Bu öykü İngilizce'ye çevrilmiştir,
http://www.mavimelek.com/kok.htm

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics