[Öykü]"Kuklacı-Pinokyo" | Sibel Torunoğlu"İYİ ÇOCUKLAR KURDU EVRENİ"Kuklacı Şeref'in tozlu, eski bir dükkânı vardı. Kuklaları orada yaratıyordu. Kimisine pazen, kimisine naylon gecelikler giydiriyordu. Bir sürü kuklası vardı. Kimisi anne, kimisi baba, kimisi çocuk, kimisi savcı, kimisi polisti. Dükkânın üstü eviydi. Ama üst kata hiç çıkmıyordu. Tıkış tıkış eski püsküsüyle dolu alt katta yaşıyordu. İyi kalpli peri Pinokyo'yu insan yaptıktan sonra sırrını şöyle anlattı: Şeref öyle güzel kuklalar yapmış ki gölgesi insan. Kuklalar insan gölgelerini, insan gölgeleri kukla bedenlerini takip ediyor, dedi. İyi kalpli perinin bir başka sırrı biz kuklalara yemek yemeyi öğretmekti. Keskin dişlerle açılan ağzım eski matematik ve dünyadaki toplam canlıların toplam sayısının iki olduğunu öğrenince sordu: Peki ben kimi yiyorum, nedir bu kadar tatlı olan, ağzıma uyan lezzet? Kuklacı Şeref hem bizi konuşturuyor hem kendini. Biz onun söylediklerini söylüyorduk. Şeref Abi, ben kadınım öteki erkek mi, diyordum. Yengem kasabadan gelmişti o kış. Sonunda bizim penceredeki kumrulardan birini yine yakaladık. Annem yengeme kestirdi, Ayasofya rengi kumruyu. Sanki içimdeki aşkı yedim. Ben çok açtım. Kimse yemedi, ben yedim yalnızca erkek kumruyu: Kumru rengi suyuna ekmek bandırarak. Sonra dişi kumru yıllarca ağladı penceremde. Kumru çiftler eşleri ölünce ömür boyu tek kalırmış. Ben de ağladım ömür boyu. Başka bir alemde sevgilimi bekleyerek. Tüm evren bir kişi kaldı. Öteki nerede? Şeref! diye bağırdı kuklalar. İnsan gölgeleri bağırdı. Acıdan ruhları bağırdı. Şeref susuyordu. Eşcinsel oldum, zevk için kumru yedim. Zevk için eşcinsel oldum ve bütün matematiğin hem içindeyim hem dışında. Şeref adındaki kuklacı senaryoyu böyle yazdı. Senaryo et yenilen bir evrende geçiyordu. Modayı yarattık biz kuklalar. Eşcinsel modası yarattık. Yeni bir arz talep ilişkisi. Kuklacı Şeref doksan iki yaşında öldü. Tahta bacağını gazlamış. Kibrit yakıp atmış üzerine. Kuklalar kuklacıyı bulamıyorlar artık. Başıboş bir oyun sürüyor. Hatırla Şeref, hatırla, diye bağırıyorlar hep bir ağızdan. Büyük bir ormanda kuklaların sesi acı bir şarkıya eşlik eder gibi yankılanıyor, ağaçlar sessiz. Ben tahta olayım öteki marangoz. - Sen bir yel değirmenisin Pinokyo, rüzgâr senin sevgilin. Kör çocukların annesi renktir Çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayım: HAYAT! Geçenlerde bir boğayı üç gün kovalayıp yakalayamamışlar. Sonunda dişisini gösterince boğa gelip teslim olmuş. İşte hayat bu! Bu kadar! |

