MaviMelek
"Yaşamımızın sonu son kitaptır." Cool Anılar / Jean Baudrillard

Mavi Kitaplık

Mavi Kitaplık, bir best-seller listesi değildir. MaviMelek ailesinin okuduğu veya okuma listesine aldığı yaratıcı, kalıcı, marjinal, kendi türünde avangard yapıtların derlemesidir. Bu listede yer alan kitaplar ana sayfada periyodik olarak güncellenir. Bunun için ise herhangi bir rapora veya raporlara başvurulmamaktır. Tek kriter bizim seçimimiz ve beğenimizdir. Amaç bizim açımızdan okunmaya değer olanlar hakkında kısa bilgiler vermek ve tanıtımlarını yapmaktır.

"602. Gece - Kendini Fark Eden Hikâye"

602. Gece - Kendini Fark Eden Hikâye | Murat GülsoyMurat Gülsoy | Can Yayınları - İnceleme; 204 s.
“Hiçbiri, tüm o gecelerin içindeki büyülü 602. gece kadar altüst edici değildir.” Yazma eylemi üzerine düşünmeye devam eden Murat Gülsoy, bu kez Borges'in sözünü ettiği o büyülü gecenin izini sürerek, genel olarak sanat ve özel olarak edebiyatta temsil meselesinin açtığı kapıdan giriyor yazının bahçesine. Bu bahçede, kendi içine doğru genişleyen resimler, sonsuzluğa doğru düşme hissi veren hikâyeler, roman kahramanı olduğunun farkında olan metakurmaca karakterler, kendinin aynası olan metinler arasında gezinirken, bir yandan da kendi edebiyatının köklerini arıyor. 602. Gece, insanlığın bilinen en cesur özgürlük projelerinden biri olarak sahiplendiği modernizmin edebi mirasını tartışırken, bu coğrafyadaki izdüşümlerini de Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk gibi kilit isimler üzerinden yeniden ve yakından okuyor. (Arka kapak)
Ayrıntılı bilgi: http://www.mavimelek.com/602-gece.htm [Başa dön] [Satın al]

"Tutunamayanlar"

Tutunamayanlar | Oğuz AtayOğuz Atay | İletişim Yayınları - Roman; 724 s.
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay'ın bu ilk romanını ''hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı'' olarak niteler. Moran'a göre ''Oğuz Atay'ın mizah gücü ve duyarlığı ve kullandığı teknik incelilkler, Tutanamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır''. Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, ''saldırısını tutunanların anlamayacağı, reddedeceği türden bir romanla yapar.'' (Arka kapak)
Ayrıntılı bilgi: http://www.mavimelek.com/tutunamayanlar.htm [Başa dön] [Satın al]

"Aylak Adam"

Aylak Adam | Yusuf AtılganYusuf Atılgan | YKY - Roman; 159 s.
Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürülebiler bir "karşı" yaşamı?
C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.
Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman. (Arka kapak)
Ayrıntılı bilgi: http://www.mavimelek.com/aylak-adam.htm
http://www.mavimelek.com/aylak_adam.htm [Başa dön] [Satın al]

"Yaşamın Ucuna Yolculuk"

Yaşamın Ucuna Yolculuk | Tezer ÖzlüTezer Özlü | YKY - Anlatı; 128 s.
Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor.
Tezer Özlü, Türk edebiyatının gamlı prensesi. (Arka Kapak)
Yayınevinin notu: Bu kitap, yazarın Almanca kaleme aldığı "Auf dem Spur eines Selbsmords" (Bir İntiharın İzinde) adıyla 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü alan metnin Türkçesidir. Bu kitap dilimizde, yazarı tarafından Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984) adıyla bir anlamda yeniden yaratıldı.
Ayrıntılı bilgi: http://www.mavimelek.com/yasamin_ucuna_yolculuk.htm [Başa dön] [Satın al]

"Yolda"

Yolda | Jack KerouacJack Kerouac | Ayrıntı Yayınları - Roman; 496 s.
Yolda, orijinal rulo haliyle Türkçe'de...
Jack Kerouac'ın Yolda'sı ilk olarak 1957 yılında Viking yayınevi tarafından basıldı. Kerouac'ın okurların gözünde artık efsaneleşmiş olan hikayeye göre, yaklaşık üç yıl boyunca aldığı notlar ve yaşadıklarına dayanarak, üç haftalık bir oturumda daktiloda, kendi hazırladığı uzun, tek bir ruloya yazdığı romanı, yazarın ve editörün büyük uğraşları, tekrar tekrar elden geçirmeleri ve çıkarmalar yapmaları sonucunda basıldı. Kısa sürede bir kült eser haline gelmiş ve bütün dünyada efsaneleşmiş olsada, bu basılan Yolda, "uslanmış" bir Yolda idi.
Kitabın basılışının 50. yılı anısına ve kitapta geçen kişilerin gerçek adlarının kullanılmasının artık sorun olmaktan çıkmasıyla, ilk kez orijinal rulo olduğu haliyle basıldı. Biz de kısa sürede, titiz bir çalışmayla bu eseri Türkçe'de yayımlıyoruz...
Ayrıntılı bilgi: http://www.mavimelek.com/yolda_kerouac.htm [Başa dön] [Satın al]

"Hallaç"

Hallaç | Leylâ ErbilLeylâ Erbil | Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Öykü; 118 s.
CEZALARIN EN KÖTÜSÜ, EN ZARARLISI BAĞIŞLAMAKTIR, yazılıydı, demir ve köpekli kapının tam üstüne konulmuş tabelada. O vakte değin bağışlamanın büyüklüğüne inandırmaya çalışmışlardı insanları oysa ki, kimbilir bu da yeni bi dindi, cezaevlerine özgü bi din. Ayda bi gün tel kafeslerin ardından görüşülebilirdi. Tel kafesler yırtıcı hayvanlar için kullanılanın iki katı kalınlığında dörtköşe dokunmuş insan kafesleriydiler ve uzun ve çok köpek bi köpeğin beraberliğinde görüşebilirlerdi insanlar içerdekilerle. Bu KÖPEK, BEKLEYİCİ VE DİNLEYİCİ Bİ KÖPEKTİ, ustan çok sezgiyle salkılar iletirdi efendileri BAŞKÖPEKLERE. (Kitaptan) [Başa dön] [Satın al]

"Üstü Kalsın"

Üstü Kalsın | Cemal SüreyaCemal Süreya | YKY - Seçme Şiirler; 118 s.
Ölüyorum tanrım / Bu da oldu işte. // Her ölüm erken ölümdür / Biliyorum tanrım. // Ama, ayrıca, aldığın şu hayat / Fena değildir.. // Üstü kalsın.. (Arka Kapak)
Cemal Süreya şiiri, "dramım, açmazım, kurtuluşum, batağım, sevgilim, gözaltım ve kendi kendimi hiçlemeyi bilişim" ya da "Güneşten yırtılan caz, kavaldan akan gökyüzü" gibi ifadelerle tanımlar. [Başa dön] [Satın al]

"Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup ya da özel bir fuhuş tarihi"

Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup ya da özel bir fuhuş tarihi | Ece AyhanEce Ayhan | Korsan Yayın - Düzşiirler; 85 s.
Çanakkaleli Melahat, Batı müziği konserine giden Madam Katina, kardeşi Madam Atina, mitoloji bilen orospular… Kısacası, -Missouri zırhlısı da yakında 1946'da geliyordu- cumhuriyette fuhşun en ünlü günleri yaşanıyordu. Sabahları okulun bahçesinde olup bitenlerden konuşurduk.
Kendisine tombala oyununda hep 'çinko' çıkan orospu: Tatar Necla. Bir gece önce, mahallenin orospularından olarak benimsenmiş Kadıköylü Nesrin'in, kendisi 'mezarlık orospuları'ndan olmadığı halde Edirnekapı mezarlıklarına kaçırılmıştır. Taksilere doluşarak mezarlık mezarlık dolaşmamızı bu yüzden uykusuzluğumuzu anlatırdık. Sonra da nedensiz haydi hürya helalara dalardık!
İlk otuzbirimi orta birde, Jules Verne'in Aya Seyahat romanını okurken çekmiştim. Ondan sonra zaten dersten çıkış zili çalar çalmaz kendiliğinden helaya koşuyorsun! (Arka Kapak) [Başa dön]

"Toplu Öyküler I-II"

Gidenler Dönemeyeler, Kurtarılmış Haziran, Ten ve Gölge | Hulki AktunçHulki Aktunç | YKY - Öykü; I. Cilt: 342 s. - II. Cilt: 315 s.
Gidenler Dönmeyeler, Kurtarılmış Haziran, Ten ve Gölge: "Daha çok akşamları, çekip bir yaprak daha, görülür ki… dört türlüye öfkeyle azabın yağmuru düşer: alışverişte çok yemin edenlere ve kocasından başka herifle yatanlara ve yaptıkları işle vebayı aratan büyüklere ve kendini bilmez yoksullara… Sofrayı hazırlıyor bakalım, ayaklarımın kokusu yayılıyor odaya, leylekler de gidiyor, geçen yılın bıldırcın geçimine doğru dükkanı genişletmek istemiştim ve daha sonra hiçbir şeycik kalmamıştı, kapısını bile açık bırakmıştım ve gene demir bulmuş, işe başlamıştım… Yırt bir tane daha, böylece hep, daha çok akşamları, yırtarsın gider, bir gün olur, okursun, gelecek yıla pek birşeyler değişmeden, gene hep aynı şeylere, döner durursun… demir eksik"
Türkçenin kalbine giren yazar-şair Hulki Aktunç'tan Toplu Öyküler I: Otuz beş yılın öykülerinden ilk toplam. (Arka Kapak - I. Cilt)
---
Bir Yer Göstericinin Hayatı, Güz Her Şeyi Bilir: "Kaldırımların mimarı ben olmalıydım. Hepsini ince uzun yolların, taşlarını toprağını uydurarak ben, bir yere ulaşırmış gibi yaptırırdım. Evlere mi, unutulmuş arkadaş barınaklarına mı, kentin bitip, çalıların başladığı yörelere mi?
Tasarlardım ki, uzaklar olsun varacağım yer de ben biraz yorulayım. Çizerdim ki, çapraşık olsun dünya, daha da çapraşık, benimle ÇAPRAST diye gırgır geçen dostlarım, tasarladım ki, çapraşsın da anlasın niçin ara sokaklar azgınıyım."
İlk yayımlandıklarında okuyucuyu sarsan, şaşırtıcı kitaplar: Bir Yer Göstericinin Hayatı ve Güz Her Şeyi Bilir şimdi büyük toplam'da yerini aldı. Toplu Öyküler II, Hulki Aktunç'un otuz beş yıllık birikiminin ürünlerinden. (Arka Kapak - II. Cilt)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/sozcuklerin_altina_yolculuk.htm
http://www.mavimelek.com/adini_yok_eden_hikaye.htm [Başa dön] [Satın al]

"Bir Tersine Yürüyüş - 12 Eylül Öyküleri"

Bir Tersine Yürüyüş - 12 Eylül ÖyküleriHazırlayan: Hürriyet Yaşar | Can Yayınları - Öykü; 295 s.
Türkiye'de toplumsal olaylar edebiyata çoğu zaman gerçekçi bir biçimde girmiş, olağanüstü dönemlerin tarihi belki en doğru biçimde roman ve öyküde yazılmıştır. Çünkü edebiyat bireysel gözlemleri aktarır, baskı dönemlerinin yaratıcı bireyde yarattığı yıkım bu yüzden yepyeni üretimlere yol açar. Bugüne kadar 12 Eylül askeri darbesi üzerine edebiyatımızın birikimini yansıtan derli toplu bir çalışma yapılmadı. Öykücülerimizin o dönemde, içeride dışarıda ve darbe sonrasında yaşananları yazdığı öyküleri bir araya getirmek, bu korkunç baskı dönemini nedenleri ve sonuçlarıyla bir süreç olarak ortaya koymak düşüncesi işte bu kaynak yetersizliğinden doğdu. Hürriyet Yaşar'ın titiz çalışması sonucu ortaya çıkan Bir Tersine Yürüyüş: 12 Eylül Öyküleri, öncelikle bir hatırlama. O günleri görmemiş gençler içinse yakın tarihi öyküler yoluyla okuma fırsatı. (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/balyoz_ve_silindir.htm [Başa dön] [Satın al]

"Yiğit İken Ölenlere - 12 Mart Öyküleri Antolojisi"

Yiğit İken Ölenlere - 12 Mart Öyküleri AntolojisiHazırlayan: Hürriyet Yaşar | Can Yayınları - Öykü; 280 s.
Öykücülerin, romancıların ülkemizde yaşanan siyasal olaylara, baskı ve işkence dönemlerine her zaman belirli bir duyarlılığı oldu. Daha önce yayınladığımız Bir Tersine Yürüyüş / 12 Eylül Öyküleri başlıklı antoloji, o dönem yazılan öykülerden bir seçmeyi bir araya getirmiş, okurlarımızdan büyük ilgi görmüştü. Elinizdeki kitap, onun bir benzeri; bu kez bir başka askerî dönemin, 12 Mart'ın öyküleri bir araya geliyor.
12 Mart askerî darbesi, çok önemli bir edebiyat kuşağını da derinden etkilemişti. Öyküde olduğu kadar romanda da o dönemin Türkiye'sini anlatan yapıtların çokluğuna bakılacak olursa, darbenin yol açtığı olumsuzluklar daha iyi anlaşılacaktır. Yiğit İken Ölenlere / 12 Mart Öyküleri Antolojisi, çok önemli bir edebiyat kuşağını da büyük baskı altına alan 12 Mart'ı yaratan sürecin, darbe döneminin ve sonrasında yaşanan büyük yıkımların, toplumsal olayların bir fotoğrafını çekiyor. Hürriyet Yaşar'ın öykülerin seçimine yaklaşımı ve öyküden başka sanat dallarına da açılmasıyla, 12 Mart balyozunun neden, nereden, kimlerce kaldırıldığını, niçin ve kimlerin üzerine indirildiğini; ülkemizin aydınlanma yolundan çıkarılıp karanlıklara doğru sürüklenişinin üstleniciliğini yürüten 12 Eylül'e nasıl bağlandığını apaçık gösteren bir derleme niteliği kazanıyor. Öykücülüğümüzün özel bir verimini, yakın tarihimizin edebiyatımızda bıraktığı izi okura sunan bu kitap bu nedenle benzeri az bulunur bir çalışma. (Arka Kapak)
Antolojide Öyküsü Yer Alan Yazarlar:
Egemen Berköz, Leylâ Erbil, Kemal Sülker, Erdal Öz, Samim Kocagöz, Selçuk Baran, Tahir Abacı, Demirtaş Ceyhun, Adnan Özyalçıner, Metin İlkin, Hulki Aktunç, Ferit Edgü, Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Aysel Özakın, Orhan Duru, Necati Tosuner, Salim Şengil, Nezihe Meriç, Tomris Uyar, Sevgi Soysal, Fakir Baykurt, Nevzat Ökmen, Demir Özlü, Oktay Akbal, Nedim Gürsel, Barış Bıçakçı, Muzaffer İzgü, Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Işıl Özgentürk, Ülkü Ayvaz, Osman Şahin
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/balyoz_ve_silindir.htm [Başa dön] [Satın al]

"Korkuyu Beklerken"

Korkuyu Beklerken | Oğuz AtayOğuz Atay | İletişim Yayınları - Öykü; 202 s.
Oğuz Atay'ın hikâyeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okurunu alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmıyor. Kitaba adını veren hikâyenin "Korkuyu Beklerken" kendini evine hapseden kahramanı, Atay'ın edebiyat güzergâhındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikâyeyle var ettiği "Beyaz Mantolu Adam" da öyle. Tavanaralarına saklanan eşyadan, gazetelerin dert köşelerine gönderilen mektuplara kadar "Türkiye'nin ruhu"nu hep aynı maharetle kavrıyor Oğuz Atay.
Oğuz Atay, 1934'te İnebolu'da doğdu. Ankara Maarif Koleji'ni, İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. 1960'ta İDMM İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar'ın yayımlanmasının (1971-1972) ardından, önemli bir tartışmanın odağında yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü'nü kazanan Tutunamayanlar'ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911-1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan'ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan'ı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi. Atay 13 Aralık 1977'de, büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu"nu yazamadan hayata gözlerini yumdu. (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/beyaz_mantolu_adam.htm [Başa dön] [Satın al]

"Yan Değiniler"

Yan Değiniler | Ludwig WittgensteinLudwig Wittgenstein | Türkçesi: Oruç Aruoba, Yayına Hazırlayan: Çetin Şan / Altıkırkbeş Yayın; 108 s.
Zengin bir ailenin çocuğuydu. Issız bir fiyord yamacına yaptırdığı kulübede inzivaya çekildi. Toplum yaşamına dönmesinin ardından babasından kalan serveti dağıttı. Çok mutsuz oldu, sık sık intiharı düşündü. Akademik felsefe düşüncesine karşıydı. 1950'de kanser olduğunu öğrendi.
Ona göre felsefede çözülecek bir problem, kanıtlanacak bir teorem, sınanacak bir varsayım yoktu ve dedi ki:
"İnsanlar iyiye doğru götürülemezler; ancak şuraya-buraya götürülebilirler. İyi, olgu uzamının dışında yatar…
Tohumu topraktan çekip alamazsın. Yapabileceğin, yalnızca, ona ısı, nem, ışık sağlamaktır; kendi kendine yetişmek zorundadır…
Çocuk kötüdür, ama kimse ona başka türlü olmayı öğretmez ki; anası-babası da gösterdikleri budalaca yakınlıkla daha da beter ederler onu…
Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir…
Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır…
Kişi yalnızca en korkunç acılar içindeyken yazmalı - o zaman bambaşka bir anlamı olur yazdıklarının. Ama, bu yüzden, bu yazılanı da kimse bir doğrudur diye alıntılayamamalı; meğer ki bunu söylerken kendisi de acı çekiyor ola." (Arka Kapak) [Başa dön]

"Aylaklığa Övgü"

Aylaklığa Övgü | Bertrand RussellBertrand Russell | Türkçesi: Mete Ergin / Cem Yayınevi - Deneme; 199 s.
Çağımızın en büyük filozof, bilgin ve sosyal eleştirmecilerinden olan Bertrand Russell (1872-1970), İngiltere'nin tanınmış, liberal ve soylu bir ailesinden gelir. Üç yaşında babası ölünce büyükannesinin yanında özel eğitim görerek yetişti. Cambridge'de çok üstün yetenekli bir öğrenciydi. Bilimsel çalışmalarına 1895'de gittiği Almanya'da başladı. I. Dünya Savaşı'nda bütün gücüyle savaşa karşı çıktı. Bu yüzden Cambridge'deki hocalığına son verildi, aynı nedenle 1918'de 6 ay hapse mahkûm oldu ve en iyi eserlerinden birini cezaevinde yazdı. 1920'de SSCB'ye gitti; bu ülkenin yönetiminden hoşlanmadı. Çin'de daha uzun süre kaldı ve oradaki köklü uygarlığın akla uygunluğunu beğendi. 1950'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Russell Vietnam Savaşı'na karşı çıkanların başında yer aldı.
1895-1945 yılları arasında matematik ve felsefe alanlarında bilim dünyasına çok önemli eserler kazandıran, daha sonraki yılllarda bütün gücünü sosyalizmi ve eğitimde yeniliği savunan yazılara harcayan Russell, Aylaklığa Övgü'de faşizm, eğitim, felsefe gibi toplumsal sorunları irdeliyor. (Arka Kapak) [Başa dön]

"Golyan Devrimi"

Golyan Devrimi | Tahsin YücelTahsin Yücel | Yayına Hazırlayan: Faruk Duman / Can Yayınları - Öykü; 272 s.
Tüm bu öykülerde anlatılmaya çalışılan insanların ve olayların bizim ülkemizin insanlarına ve bizim ülkemizde yaşanan olaylara hiç mi hiç benzememelerini benim kusurum olarak değerlendirirseniz, yüzde yüz yanılırsınız. Bunca yıllık gözlemlerime dayanarak söylüyorum: Hayristan Cumhuriyeti'nin yöneticileri de, yazarları da, sokaktaki insanları da, kadınları ve çocukları da benzemez bizimkilere, hiç ama hiç benzemez.
Golyan Devrimi dünya haritasında yerini bir türlü bulamadığımız bir ülkede, Hayristan Cumhuriyeti'nde geçen on dört öyküden oluşmakta. Öykülerin kahramanları Hayristan'ın yöneticileri, politikacıları, askerleri, yazarları, iş adamları, yosmaları. Değişik öykülerde yer yer kesişen olaylar ve yeniden beliren kişiler yapıta aynı zamanda dağınık bir roman görüntüsü vermekte. Ne olursa olsun, bu kitapta da Tahsin Yücel'in kendine özgü "ironi"sini buluyor, Golyan Devrimi'nin öyküseverler için bir okuma şöleni olacağını umuyoruz. (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/yazmanin_oyku_hali.htm [Başa dön]

"Futurist Manifestolar Kitabı"

Futurist Manifestolar Kitabı | F.T. MarinettiF.T. Marinetti | Yayına Hazırlayan: Şenol Erdoğan / Altıkırkbeş Yayın - Sanat Dizisi; 261 s.
Tomasso Marinetti, 1909 yılında Figaro gazetesinde durumu şöyle özetleyecekti
Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır,
Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür.
Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır, Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace'dan daha güzeldir.
Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır.
Yüzyılların en yüksek noktasında bulunuyor. Olanaksızların kapısını açmak dururken geride kalınmamalıdır. Zaman ve mekan artık ölmüştür.
Dünyanın tek sağlık ilacı savaştır, millitarizm, feminizm, fırsat kolayıcılık, çıkarcılık lanetlenmelidir. "Bu kırıp geçiren, bu yıkıcı şiddetteki bildirgemizi İtalya'dan bütün dünyaya ilan ediyoruz ve Fütürizm'i kuruyoruz; çünkü ülkemizi, profesörlerin, arkeologların, çenesi düşük edebiyatçıların ve antikacıların kangreninden kurtarmak istiyoruz." (Arka Kapak) [Başa dön]

"İnsancıklar"

İnsancıklar | Fyodor Mihailovic DostoyevskiFyodor Mihailovic Dostoyevski | Türkçesi: Ergin Altay / İletişim Yayınları - Roman; 157 s.
Dostoyevski'ye bir anda büyük ün kazandıran, onu Petersburg'un Edebiyat çevrelerine bir yıldız gibi sokan ilk romanı İnsancıklar'ı Ergin Altay'ın çevirisiyle sunuyoruz.
Ünlü Rus düşünür ve eleştirmeni Belinski İnsancıklar için heyecanla konuşmuştu: "İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, kimdir, neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya'da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize, bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi." (Arka Kapak) [Başa dön]

"Yapma Cennetler"

Yapma Cennetler | Charles BaudelaireCharles Baudelaire | Türkçesi: Yakup Şahan / Telos Yayıncılık - Deneme; 236 s.
Ortak bir yanları olduğu için, aynı makalede hem şaraba hem de esrara değinmeyi düşündüm: İnsanın aşırı sanatsal gelişimi. Sağlıklı ya da tehlikeli olsun, kişiliğini coşturan bütün maddelere karşı insanın taşıdığı çılgın eğilim, onun yüceliğini gösterir. O, her zaman umutlarını kızıştırmak ve sonsuzluğa yükselmek için can atar. Ama, sonuçları göz önünde tutmak gerekir.
Şarap iradeyi coşturur; esrar hiçe indirir. Şarap fiziksel bir destektir; esrar bir intihar silahı. Şarap insanı iyi yapar ve topluma karıştırır; esrar soyutlar, yalnız yaşatır. Biri çalışkandır; öbürü özünde tembeldir. Şarap halk içindir; esrar yalnızlık içindir ve onu içmeye layık olan içindir; esrar yalnızlık sevinçleri sınıfına girer, işsiz güçsüz sefiller için yaratılmıştır, verimli sonuçlar sağlar; esrar yararsızdır ve tehlikelidir. (Arka Kapak) [Başa dön]

"Absürtük Metinler"

Absürtük Metinler | Murat SohtorikMurat Sohtorik | Cinius Yayınları - Aforizmalar; 75 s.
Komedin
Bunlar şehrimizin ileri gelenleri…
Bunlar da şehrimizin ileri gidenleri…
Havva Tahmin İstasyonu
Bir kadını çözmek için önce onu bağlamalı.
Absürtük Metinler
-Memelerin elimde, fidyeyi vermezsen…
-Fidye ne?
-Kalçaların.
Reklam Arası
Sanatçılık işte; zaafları sanata dönüştürme zanaatı…
Yaşama Düşkünler Evi
"Bizim ülkemizdeyse bu, bayım, dik dik bakanın diğerinden cinsel açıdan hoşlandığını gösterir; o yüzden kaçırdım gözlerimi…"
Kara İzahçı
Aşk ile akıl arasında tercih yapmak anne ile baba arasında tercih yapmak gibi bir şeydir. (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/absurtuk_metinler.htm [Başa dön]

"Heveskuşu"

Heveskuşu | Abidin ParıltıAbidin Parıltı | İthaki Yayınları - Öykü; 95 s.
Heveskuşu'ndaki öyküler, kendine mühürlü kalplerin, aşkın hallerinin, tene duyulan özlemin ve yalnızlığın, yurdunda sürgün olmanın, yalancı geçmişlerin, karanlık suretlerin ve zamanın onaramadığı dertlerin izinden gider. Bu dünyaya birer mağlup olarak gelmiş ve her nasılsa tutunma becerisini gösterememiş, yenilmiş, ötekileştirilmiş insanların kendilerini arayışıdır anlatılan…
"Artık gittiğine, olmadığına, yaşadıklarımız hatıra olacağına göre seni anlatabilirim.
"Ama önce sana bir isim bulmalıyım. Benden başka kimsenin sen olduğunu bilemeyeceği, hep seni hatırlatacak ama seni unutturacak da bir isim. Esmerliğin gibi kavruk bir isim… Bana baharı da sonbaharı da anımsatacak, gölgesinde serinleyeceğim, olur da bir gün başka bir yaşamı tercih etsem de kendini unutturmayacak bir isim. Kaba ve sert bir isim değil. Birden çözülen, kendini ele veren, taşıdığı sırdan habersiz bir isim değil. Tam senin aradığın gibi bir isim arıyorum. Hep göz önünde olan ama saklanmasını da bilen. Birden bire kendini ele vermeyen, meydanı dublörlerine bırakmaktan çekinmeyen ama nasılsa ona dönüleceğini bilen, güven veren bir isim….
"Sonunda buldum sanırım.
"Süveyda…
"Bugün sensiz geçirdiğim ilk gün…
"Bugün ayrılığın ilk günü…" (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/huzursuz_oykuler.htm
http://www.mavimelek.com/heveskusu.htm
[Başa dön]

"Varoluşçuluk"

Varoluşçuluk | Jean-Paul SartreJean-Paul Sartre | Çeviri: Asım Bezirci / Say Yayıncılık - Düşünce Dizisi; 128 s.
Varoluşçuluk nedir?
Bugüne değin çeşitli karşılıklar verilmiş bir sorudur bu. Sözgelişi, Weil'e göre Varoluşçuluk bir bunalım, Mounier'ye göre umutsuzluk, Hamelin'e göre bunaltı, Banfi'ye göre kötümserlik, Wahl'e göre başkaldırış, Marcel'e göre özgürlük, Lukacs'a göre idealizm, Benda'ya göre usdışılık, Foulqué'ye göre saçmalık felsefesidir.
Bir dönem, slogancı gençliğin peygamberi ve varoluşçu papa'sı sayılan J.-P. Sartre'a göre ise "Varoluş, insanda -ama yalnız insanda- özden önce gelir. Bu demektir ki, insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur. Çünkü o özünü kendi yaratır. Nasıl mı? Şöyle: Dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. Bu belirleme yolu hiç kapanmaz"
Asım Bezirci'nin çevirip yayıma hazırladığı bu kitap, türlü anlamalara yol açan bir felsefeyi, o felsefenin temel metninin (Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır Sartre) yanı sıra, Gaéton Picon ve Laffont Bompiani'nin varoluşçuluk'a ilişkin incelemeleri ile P. Naville'in Sartre'la yaptığı konuşmayı içeriyor. (Kitaptan) [Başa dön]

"Binbir Hece"

Binbir Hece | Ferit EdgüFerit Edgü | Can Yayınları - Öykü; 66 s.
-Buzdolabı boş mu?
-Hayır, içinde bir ceset var.

Bir köpek sizi benim bahçemde ısırmış olabilir.
Ama o köpek benim değildi. Evet bahçe benim.
Peki siz, siz ne arıyordunuz bahçemde?

Zaman yoksa eğer
Bu Mezar ne? (Arka Kapak)

"Minimal öyküler", "olumsuz metinler" ve "Beckett'in ardından hecelemeler" adında üç bölümden oluşan, Ferit Edgü'nün Haziran 1991'de birinci baskısını yapmış, Remzi Kitabevi'nin "Günümüz Türk Yazarları" başlığı altında yayınladığı 2. kitap. (Kaynak: www.eksisozluk.com)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/kisa_oyku_halleri.htm [Başa dön]

"Dekadans Geceleri"

Dekadans Geceleri | Hikmet Temel AkarsuHikmet Temel Akarsu | Varlık Yayınları - Öykü; 198 s.
Romancı, öykücü, hiciv ve oyun yazarı Hikmet Temel Akarsu, edebiyatın derin sularında seyreden okurların yakından tanıdığı bir isim. İstanbul Dörtlüsü, Kayıp Kuşak, Ölümsüz Antikite gibi roman serileri ile edebiyatın marjinal alanlarında iz bırakan yapıtlar ortaya koydu. Sadece romanları değil, hiciv yazıları, öyküleri, oyunları, eleştirileri ve denemeleri de edebiyat çevrelerinde ilgi topladı. İkinci öykü kitabı Dekedans Geceleri ile Hikmet Temel Akarsu, yaşadığımız kaotik zamanların marjinal yaşam alanlarından edinilmiş duyarlılıklardan yola çıkarak evrensel karşı duruşla duygudaş noktalara ulaşıyor. Dekedans Geceleri, ucunda ışık gözükmeyen bir tünelde yol alan, çığırından çıkmış insanlığın, içinde bulunduğu felaketler treninin her kompartımanından apayrı bir hikaye anlatıyor bize. Yazarın eserlerinde hep gördüğümüz ruhsal derinlik, karanlık melankoli, duygusal anlatım, kırılgan iç dünyalar bu kitaba da damgasını vuruyor. Dekadans Geceleri, dünyaca yaşamakta olduğumuz çöküntüler dönemini uçlarda yaşayan insanların arasından betimleyen bir yaşamsal izdüşüm adeta… Geleceğin edebiyatında yüce duygularla yad edileceği kesin olan bir muhalif feryat ya da (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/dekadans_geceleri.htm [Başa dön]

"Hayat Siyah Ölüm Beyaz"

Hayat Siyah Ölüm Beyaz | Turgay KantürkTurgay Kantürk | Sel Yayıncılık - Öykü; 80 s.
Kıyıya vuran, geceden kalan şeyler bizimdi nasılsa. Onları ayıklayan bu çocuk yüzlü adamlardan çok daha gençtik. İzliyorduk. Onlar bizden çok daha yaşlı, çok daha kirli ve çok daha uykusuzdular. Parıldıyan kumların üstünde, nerdeyse boyumuza yaklaşan bu kabuklu yaratıkların dışını özenle temizliyorlar; tumturaklı bir edayla kumdan kaleler ve kumdan kederler biriktiriyor, gizemli sunaklar, içsel ayinler düzenler gibi sakınıyorlardı o ışıltılı taşları; evet, inciler gerçekti! İzini sürmekten yorgun düştüğümüz buluntulardı onlar. İnciler parlaktı ve bir tanesi siyahtı. O gün büyümüşüm; öyle diyorlar
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/kisa_oyku_halleri.htm [Başa dön]

"Bir Dakikalık Öyküler"

Bir Dakikalık Öyküler | İstván Örkényİstván Örkény | Çeviri: Sevgi Can Aysevener / Sel Yayıncılık - Öykü; 86 s.
Kitaptaki öyküler, kısa olmalarına karşın çok değerlidir. Öncelikle okura zaman kazandırdıkları için. Öyküleri okumak öyle haftalarca dikkat harcamayı gerektirmez. Bir Dakikalık Öyküler rafadan yumurta kaynarken ya da aradığımız kişi telefona yanıt verene dek (eğer telefon meşgul değilse tabii) okunabilir.
Moral bozuklukları, kaygılı ruh halleri, öykülerin okunmasına kesinlikle engel değildir. Öyküler oturarak ya da ayakta; rüzgarda, yağmurda, karda, balık istifi bir otobüste, hatta birçoğu yolda yürürken bile okunabilir.
Öykülerin başlıklarına lütfen dikkat edelim. Yazar kısa ve öz olmalarına özen göstermiş, gelişigüzel adlar seçmemiştir. Tramvaya bineceğimiz zaman önce numarasını okuruz değil mi? İşte öykülerden önce de aynı dikkatle başlıkları okumak gerekir. Ancak yalnızca başlıkların okunması elbette yeterli olmayacaktır. Önce başlık, sonra öykü. Önerilen tek okuma yöntemi budur. Dikkat! Anlayamadığınız öyküyü tekrar okuyun lütfen! Hala anlamıyorsanız sorun okurda değil öyküdedir. Okur aptal olamaz, olsa olsa öyküler kötüdür!.. (Arka Kapak)
Ayrıca bakınız: http://www.mavimelek.com/kisa_oyku_halleri.htm [Başa dön]

"Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık"

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık | Murat GülsoyMurat Gülsoy | Can Yayınları - Deneme; 224 s.
Murat Gülsoy, Bu Kitabı Çalın adlı yapıtıyla "Sait Faik Hikaye Armağanı"na, ilk romanı Bu Filmin Kötü Adamı Benim ile de "Yunus Nadi Roman Ödülü"ne değer görülmüştü. Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı bu yeni kitabıyla, yazı serüveninin en başından beri attığı tüm adımlara basarak geri dönüyor, yalnızca kitapları değil dünyanın kendisini de bir metin olarak olarak okuyan bir edebiyat geleneğinin izini sürüyor. Bir süredir vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerinden yola çıkarak, gerçekliği yazı yoluyla yeniden kurmanın araçlarını, yöntemlerini sorguluyor. Gülsoy, kurmacanın bilinen sınırlarıyla ihlâl edilebilir kurallarını açımlarken, bir büyüyü bozuyor ve okuyanla yazan arasındaki sessiz anlaşmanın kurallarını alt üst ediyor. Sözün kısası, anlatacak bir hikayesi olanlara "okunaklı" bir anlatı kurmanın yollarını işaret ediyor. Yolları çatallanan yazı bahçesinde kaybolmasınlar diye (Arka Kapak) [Başa dön]

"Ağır Abiler Orkestrası"

Ağır Abiler Orkestrası | küçük İskenderküçük İskender | Sel Yayıncılık - Şiir; 152 s.
küçük İskender'in toplu şiirlerini kapsayan seriye ait bu kitap, "Klarnet" ve "Bir Daha Bana Benzeme Angel"dan oluşuyor.
Hüzünlerden okkalı payını aldıkça çetinleşen, karanlığın imbiğinden sır ve bela geçirdikçe güzelleşen hayatların farklı müziği, farklı ahengi. Orada itilen bambaşka bir zarafettir.
"Ağır Abiler Orkestrası"nın çaldığı parçalar, sisteme dâhil olmaktan gurur duyanların kulaklarını kanatır. Kan, bazen harbi fiildir de; girdiği cümleye yanında gerçek de getirir, bedel de getirir. Kaçamazsınız: Ortam gerilir; eller su gibi inceden silaha sokulur. Akortlar tamamsa cümbüş başlayacaktır. (Arka kapak) [Başa dön]

"Oğuz Atay'a Armağan - Türk Edebiyatının 'Oyun/Bozan'ı"

Oğuz Atay'a ArmağanKolektif, Yayına Hazırlayan: Handan İnci | İletişim Yayınları - Armağan Kitaplar; 454 s.
Oğuz Atay, yedi yıllık kısa yazarlık hayatına sığdırdığı eserleriyle Türk edebiyatının klasikleşen yazarlarından biridir. Ardında bıraktığı kitaplar, edebiyat geleneğimizde yepyeni bir Türk romanın günden bugüne kadar Oğuz Atay hakkında çıkan yazı ve eleştirilerden; Oğuz Atay'ın hayattayken yazdığı yazılarından ve gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşmaktadır. Kronolojik habercisi olmuştur. Elinizdeki derleme kitap, Tutunamayanlar ilk çıktığı olarak yerleştirilen yazılar, bugüne kadar Oğuz Atay üzerine söylenenler dışında "söylenmeyenleri" de yansıtmaktadır. Kitaptaki yazılar Oğuz Atay'ı anlama çabasını ortaya koyarken, aynı zamanda geçen otuz yıl içinde "susulan" ve "konuşulan" dönemlerin tarihî bir panoramasını gözler önüne sermesi bakımından da önemlidir. Bu kitap, Türk roman geleneğini kökten sarsan Oğuz Atay üzerine yapılan çalışmalara ilham verecek ve bundan sonra çalışma yapacaklar için de "demiryolu" üzerinde duraklamadan geçilemeyecek bir istasyon vazifesi görecektir. (Arka kapak)
Bu kitabın yazarları
: A. Ömer Türkeş, Afşar Timuçin, Ahmet Ümit, Ali Akay, Arzu Aygün, Atilla Özkırımlı, Ayfer Tunç, Berna Moran, Cevat Çapan, Ç. Begüm Soydemir, Çağlar Keyder, Doğan Hızlan, Ekrem Işın, Enis Batur, Erdoğan Şuhubi, Faruk Haksal, Fatih Özgüven, Fethi Naci, Füsun Akatlı, Günay Özmen, Gürsel Göncü, Güven Turan, Haldun Taner, Halit Refiğ, Hilmi Yavuz, Jale Parla, Kürşat Başar, Mahmut Temizyürek, Mehmet Seyda, Memet Baydur, Memet Fuat, Murat Gülsoy, Murat Yalçın, Murat Belge, Murathan Mungan, Mustafa Alp Dağıstanlı, Nurdan Gürbilek, Oğuz Demiralp, Oğuz Atay, Oktay Akbal, Oray Tuğlan, Orhan Şahinler, Orhan Pamuk, Orhan Koçak, Ömer Madra, Pakize Kutlu, Perihan Mağden, Rauf Mutluay, Recep Bilginer, Sadık Yalsızuçanlar, Selim İleri, Semih Gümüş, Sibel Irzık, Vüs`at O. Bener, Yavuz Atay, Yıldız Ecevit, Yusuf Atılgan, Zeynep Atamer, Zühtü Bayar. [Başa dön]

"Kadın Argosu Sözlüğü"

Kadın Argosu Sözlüğü | Filiz BingölçeFiliz Bingölçe | Metis Yayınları - Sözlük; 212 s.
"Bu sözlüğün öncelikli kaynakları kadınlardır. Etrafımızda gördüğümüz, karşılaştığımız, bildiğimiz, büyük kent merkezlerinde ya da ilçelerinde yaşayan kadınlar. Yüz yüze görüşüp, sözcük topladığım bu kadınların anneleri, anneanneleri, babaanneleri de dolaylı olarak bu sözlüğün 'eski toprak' kaynakları olmuş oldular… 'Argo en mazlum olduğu anda en saldırgan olabilendir,' diyor Hulki Aktunç. Bence de öyle. Kadınların yaratıcılıklarını, fantezilerini, neyle nasıl alay ettiklerini görmek mümkün bu sözlüğün sayfalarında."
Haminnemin meşhur lafıydı, diyerek andığımız sözler vardır; "Kadın Argosu Sözlüğü" işte o sözleri, sözcükleri bir araya getiriyor. "Kadın dili" kategorisinin Türkçe sözlüklerde hiç işlenmemiş olduğunu düşünürsek konusunda bir ilk Filiz Bingölçe'nin çalışması.
Büyük Argo Sözlüğü'nün yazarı Hulki Aktunç ise kitap için yazdığı sunuşta şöyle diyor: "Yaşamın ve dilin içinde gizlenen büyük bir ada keşfediliyor. Çılgın, alaycı, dramatik, şen şakrak, melul mahzun bir ada. Bir sürü aptal herifin ve kızın ve kadının derinliğine duyumsayamadığı ama yaşamakta olduğu bir ada.
Son derece önemli bir dilsel kategori, yazı'nın kalıcı alanına taşınıyor ilk kez. Bir erkek (hele bir 'herif'), böyle bir keşfi asla başaramazdı. Olsa olsa, o adaya kazara düşebilirdi, Robinson Crusoe gibi. Bir Cuma bulabileceği de kuşkuludur." (Arka kapak) [Başa dön]

 

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics