MaviMelek
"Tanrı, yüce, güzel ve kahramanca olan her şeyin gerekçesidir." Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

[Gündem]"Yağ Yağmur Yağ" - Banu Savaş

Yağ Yağmur Yağ

"MİSTİK BİR RİTÜEL OLARAK YAĞMUR DUASI"

Şocukluğumuza doğru uzanıp, pencereden dışarıya doğru şöyle bir baksak… İliklerimize işlercesine, bardaktan boşalırcasına gökyüzünden yere doğru süzülen yağmur… Sağda solda, damlaların oluşturduğu irili ufaklı göletler. Ve annelerinden işiteceği azarı kulağının arkasına atmış, su birikintilerinin ortasında zıplayan çocuklar… Her damlada gırtlağı patlatırcasına yüksek sesle söylenen tekerleme…

"Yağ yağ yağmur
Teknede hamur
Tarlada çamur
Ver Allah'ım ver
Dolu dolu yağmur"

Televizyonun siyah-beyaz dönemlerini hatırlayacak kadar yaşı olanlar arasında, bu çocuk tekerlemesini bilmeyen ya da duymayan herhalde pek azdır. Ne güzel bir dileği barındırır bu tekerleme… "Dolu dolu yağmur". Herhalde atalarımızın toprağı işlemeye başladığı dönemlerde, kurak geçen yıllarda çocukların dilinden düşmüyordu bu tekerleme ya da benzerleri… Doğrusu nedir bilinmez ama Pagan kültüründeki "Rain, rain, go away" tekerlemesinin büyü yapmak için kullanıldığı kesin…

Rain, rain, go away,
Come again another day.
Rain, rain, go away.
Come again some other day.
Little Arthur wants to play,
In the meadow by the hay.
Rain, rain, go to Spain,
Never show your face again.

Doğa olayları, insanlık tarihinde büyük önem taşır. Doğanın gücü insan için her zaman ulaşılmaz ve büyüleyicidir. Doğayla barışık olmak dileği ise ibâdetler ve ritüeller aracılığı ile sağlanır. Dini ayinlerde amaç insanın doğayla, Tanrı'yla yakınlaşacağı kutsal bir alanın sağlanmasıdır.

İnsanoğlu "Gökten inen bereket" olarak tanımladığı yağmura da kutsal bir nitelik yüklemiştir. Yağmur duası, törenle gerçekleştirilen bir istek duasıdır. Yağmur yağdırma törenleri, İslamiyet öncesi Türk kültüründen bugüne kadar gelen bir ritüeldir. Yağmurun yeterli oranda yağması bolluğu; az yağışı ise az üretimi, dolayısıyla kıtlığı beraberinde getirir. İnsanlar, tabiat olaylarını kontrol altında tuttuklarına inanılan doğaüstü güç ya da güçlerle her zaman iyi geçinmek istemiş ve onlardan yağmur yağdırmalarını istemek amacıyla belirli dönemlerde birtakım törenler düzenlemiştir. Bu nedenle günümüzde uygulanan yağmur yağdırma törenlerine, İslamiyet öncesi Orta Asya kültüründe de var olan ve Anadolu'da İslami renge bürünmüş bir âdet diyebiliriz.

Araştırmalara göre, Anadolu'da yağmur duası 2 şekilde yapılıyor. Bir tanesi bütün köyün veya büyük bir grubun katılmasıyla yapılan uygulama, diğeri ise çocukların bir araya gelerek yaptıkları uygulama. Burada amaç, geciken yağmurların başlamasını sağlayarak kıtlığın ve kuraklığın önlenmesidir.

Günümüzde yağmur yağdırmak için yapılan büyü Müslümanlığın etkisi altında olduğu için, dini temsilci olan imamın önderliğinde bütün köy halkı yağmur duasına çıkar. Bu törenler, taklit, kılık değiştirme, kurban ve toplu yemekten oluşur. Bunlar içinde taklit vazgeçilmez öğedir. Kollar uzatılır, avuç yere doğru çevrilir, parmaklar aşağıya doğru uzatılıp sallanarak yağmur yağışı taklit edilir.

Yağmur yağdırma işlemlerine halk, yağmur duası adını vermektedir. Çocuklarsa buna değişik yerel adlar takmışlardır; "bodi, bodi bostan, dodu, gode gode, göde göde, gelin, gelin gok, çomça gelin, çömçe gelin, kepçe gelin, çullu kadın, kepçe kadın, çalı gezme, çulla kepçecik" vb. Çocukların yaptığı törenlerde âdeta yağmur tanrısının simgesi olarak niteleyebileceğimiz bir bebek vardır. Bu canlı veya yapma olabilir. Bazı yörelerde bereketi temsil eden gelin ve kadın simgesinin öne çıktığı görülür.

Tahtadan yapılan büyük bir çorba kaşığına, kıyafetler giydirilerek yapılan çomça gelin veya canlı bir simgenin ev ev dolaştırılmasıyla, çocuklar evlerden yiyecek toplarlar. Buna yağmur gezmesi adı da verilir. Tören yağmur yağma dileği olduğu için gezdirilen simgeye su dökülür. Canlı simgeler de genellikle bir öksüz çocuk seçilir. Vücudu dallarla sarılır, üzerine su dökülür.
Şimdi Toroslarda bir törene doğru uzanalım. Bakalım çocuklar neler yapıyor?
Akşam ezanından sonra -mahallenin çoluğu çocuğu- yağmur yağması için toplanıverir.
Ağaçtan yapılır çömçe gelin...
ağaçtan bir de kol...
üzerine kız çocuğu elbisesi,
başında oyalı bir örtü.
bir büyük çocuk alır eline çömçe gelini,
bir yanında torbalı,
diğer yanında çingilli iki çocuk...
ev ev bütün mahalle dolaşılır yağ, bulgur toplanır.
söylenir her evin önünde şu türkü:

"Hot bodi bodi,
Anan baban neden öldü?
Bir kaşıcık sudan öldü
Tarlalar yarık yarık
Çiftçilerin beli bükük
Yerden bereket
Gökten Yağmur
Ver Allah'ım ver
Sicim gibi, sulu sulu yağmur."
açınca evin sahibi kapıyı,
çocuk seslenir elinde çömçeli gelin:
"Çömçeli gelin çöm ister
Bir kaşıcık yağ ister
Yağ verenin oğlu olsun
Bulgur verenin kızı olsun
Ver Allah'ım ver
Sulu sulu yağmur
Başım yağmur ister
Ayağım çamur ister"
evin sahibi elinde bir tas su,
serper çömçe geline... serper çocuklara...
bağırır bütün çocuklar "Bodi, bodi" diye,
Ve:
"Bodi bodi neye
Bodi bir kaşıcık suya
Bodi yağmur kızı yağ ister
Balta, kürek, bel ister
Üç koyun kurban ister
Ver Allah'ım ver
Sulu sulu yağmur."
sonra verir ev sahibi, yağ veya bulgur.
dolaşır bütün mahalleyi çömçeciler,
topladıktan sonra bulgur ve yağı,
mahallenin en fakirinin evine giderler.
pişirilir bulgur ve pilavı,
kaşıklar herkes bu pilavı...
artan bulgur ve yağ ise
bırakılır o eve.
Ve inanılır ki bulgur ve yağ,
bereket getirecek bu eve.
pilavlar yenir, duaları yapılır,
bir de bir türkü okunur ki
yağmur bol, ürün çok olsun diye...
"Dodu dodu nirden oldu?
Bir gaşşıcak sudan oldu
Verin dodunun hakkını
Gitsin bakını bakını
Yirden bereket, gögden ırahmet
Allah, Allah, Allah, Allah
Gök göğün gurban ister
Göbeklice harman ister."

Der ki masalın sonu:
Gökten üç elma düştü.
Biri bana,
Biri sana,
Biri de…

Anadolu'nun bu güzel ritüelini aklının estiğince, bilgisinin yettiğince kullanan akıldanelerine olsun bu elma da… Küresel ısınmanın ne olduğunu anlamaya çalışmayan, bilimsel araştırmalara kulak vermeyen, bilim adamlarının yıllardır söylemeye çalıştıklarına kulaklarını tıkayan akıldanelerine olsun bu elma… Kuraklık oldu, barajlarda su kalmadı, yağmur duasına çıkalım diyen akıldanelerine! Dikkat edin duanın fazlası yağmuru sel yapıp, ortalığı tufan etmesin. "Amannn… Bana ne? Nuh Peygamber gibi yaparım bir tekne, atarım içine çoluğu-çocuğu, atarım içine erzağı-parayı, benden sonra tufan olmuş, küresel ısınma olmuş bana ne?" diyenlere tabii ki bir sözümüz yok. Haa sahi ya… Artık gemileri kendi imkanlarımızla yapmıyoruz değil mi? Oğlumuzun sünnetinde gelen altınlarla satın alıyoruz!

Kaynakça:

* "Adana'da Yağmur Yağdırma Törenleri ve Çomçalı Gelin", Prof. Dr. Erman Artun Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi
* "İçel'de Yağmur Yağdırma Törenleri", Nilgün Çıblak Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi
* "Dramatik Köylü Gösterilerinin Ritüel Niteliği", Doç. Dr. Metin And, Türk Folkloru Araştırmaları Yıllığı Belleten 1974
* Nursery Rhymes lyrics and Origins, http://www.rhymes.org.uk/
* CHP Seçim Afişleri 2007

bafuchurnu@mavimelek.com

Başa dön



MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics