MaviMelek
Yüxexes
"Belki de iyi sanat, heyecanların fikirlere dönüştüğü zamanlarda gizlidir." Lermantov

"O" - Hasan Uygun

O

"KARANLIK RUHUMUN AYNASINDAN
YANSIYAN BİR GÖLGE"

Ooradaydı! Elimle koymuş gibi biliyordum. Bu nedenle sığamadığım kabımda, içim içimi kemiriyor dar geliyordu bütün zamanlar o terk edilmiş gecede o aklıma düştükçe. Afakanlar basıyordu neredeyse, başımı yastığa her gömdüğümde. Onu, orada, bıraktığım o yerde bekliyordu beni; bunu biliyordum!

Oysa savunmasız bir yürek taşıyordum ben de en nihayetinde içimde. Minicik bir kuş yüreği. Bu nedenle uyku haramdı artık yorgun gözlerime.

Onun oradaki varlığı, bir karabasandı sanki içimde. Ne yapsam ne etsem unutamıyor, def edemiyordum içimden kustuğum o acı cümlelerle. Aslında zorlasam diziliverecekti sanki kelimeler bir bir, sırasını bekleyen acemi erler gibi. Bir resmi geçitte ağlatacaklardı beni; bando mızıka!

Bu kadarına dayanamazdım artık. Suçluluk duygusuyla günden güne tükenerek. Bana aitti sonra. Üstüme kalmış başarısız bir eylem gibi. Karanlık yanımdı, beni arafta bekleyen. Bu nedenle gitmeliydim ona. Bekletmemeliydim daha fazla.

Ama, ya tepemde mesnetsiz iddialarla uğuldayıp duran şu baykuş. Ona ne olacaktı peki? Ondan kurtulmanın bir yolu olmalıydı; mutlaka. Yoksa bütün suçu üstüme yüklenmek an meselesiydi neredeyse. Her şeyi görmüş bir göz gibi bakıyor çünkü yüzüme. Gammaz bir jurnalci gibi bütün ormanı ele verecekti birazdan sanki beni; katli vacip bir sefil gibi!

Uğursuz bir geceydi dışarıdaki. Dalgalar belli belirsiz bir nesne taşıyordu sanki kıyıya. Koynundan çıkarır gibi, usulca bırakıveriyorlardı sonra taşıdıkları emaneti, çakıl taşlarının yosunlu tenine. Hiç çıkmayacak melun bir leke gibi bırakıyorlardı çığlık çığlığa dizginlerinden boşalarak sonra. Dalgalar, kucağındaki emaneti bana getiriyorlardı biliyordum, daha önce bıraktığım yere. Hiç gitmemiş bir lanet gibi.

Orada, bıraktığım o geçmişte, bir şey vardı beni bekleyen; biliyordum. Bu nedenle uğulduyordu kulaklarımda o hiç unutamadığım korku. Arafta bir beden çekiyordu sanki beni ayaklarımdan, bedenim dalgalarda. Dalgalarla boğuşuyordu bedenim ona elimi her uzattığımda.

Karanlık ruhumun aynasından yansıyan bir gölge gibi çağırıyordu beni, varlığı varlığımdı çünkü, bir gaflet anında peydahlayıp terk ettiğim. Bu nedenle, suçlu bir köpek gibi kapanmalıydım şimdi ayaklarına, sürünmeliydim peşinde, dilim ayaklarımın altında. Kusmalıydım tüm yalanlarımı, itiraf etmeliydim onu ele güne! Koynumdan çıkarıp atmalıydım onu ayaklarının dibine. Kurtulmalıydım ondan o karanlık gecede, dalgaların kayalarla çığlık çığlığa seviştiği o kudurmuş denizde.

O metruk gecede, ellerim gözlerimde bastırmaya çalışırken tüm gördüklerimi en derinlere, dönenip durdum saatlerce yatağımda uykunun kapısında divane.

Çaresi yoktu, gidecektim. Çünkü ellerimle koymuş gibi biliyordum. Ben burada, bu inziva makamında, pastoral bir gaflet içinde, uykuyu gözleyen nemli gözlerimle dönenip dururken sıcacık yatağımda, o orada beni bekliyordu çırılçıplak; biliyordum.

Bu nedenle gitmeli ve dindirmeliydim acılarını; acısı yüreğimde.

Diğer Öyküler

Mavi Melek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Bloglar    ©2007 Mavi Melek            website metrics