MaviMelek
"Ben bir çocuktum – İçinize düştüm – Sizinle çevriliyim – Siz mi beni kurtaracaksınız" - "Ölüm Saati" / Sevim Burak

[Öykü]"Ölüm Saati"* | Sevim Burak

Ölüm Saati | KaraÇizme

"BEN BU EVDEN BİR KERE GİDERİM – SONRA SİZ SEVİM'LE ÇIKARSINIZ"

Yalvarırım Beyefendi, saatiniz kaçı gösteriyor?
Saatim 1'dir – 2'dir- 2 buçuktur
Üçü çeyrek geçiyor
4.30
Dörde çeyrek var
5'tir
Altıdır
7
8
9
10
11
12'dir

İki saat daha vaktimiz var
Saatim durmuş
Saatim işlemiyor
Saatimi kurmamışım
Saatimi geçici olarak ayar etmişim
Daha bugün
Öğleden önce
Sonra
Yoldayım
Yarın ben yolcuyum
Gidiyorum
Söyleyebilir misiniz bana, eve saat kaçta gelir?
Sabahtan – Öğle vakti – Akşamüstü – Gelir
Gece yarısı – Gün ortası – Şafakta gelir
5'ten önce gelmez
6'dan önce bulunmaz
7'den sonra bulunur
Saat 7'yi vurdu mu?
10 yıl geçti mi?
Babanız sağ mıdır?
Evet – Babam hâlâ hayattadır
Henüz 50 yaşındadır

Bugün ayın kaçıdır?
Bugün ayın 9'udur
Bu gün ayın 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20'sidir
Ayrılığımızın tarihi 1930'dur
7 Mart dargınlığımızı bugün anladım
Bu 1930 yılı – Ağustosuna düşüyor

Acaba vakit geçti mi?
Hastamız iyileşmeye yüz tuttu mu?
Yalvarırım Beyefendi saatiniz kaçı gösteriyor?
Vaktimiz kaldı mı?
Daha şimdi geldiniz – Aceleniz ne?
Bir dakika bile duramam
Saat yaklaşıyor
Saat geldi
Bu gece gidiyorum
Saat kaç?

Saatten haberiniz var mı?
Tren kaçta kalkıyor?
Hudut dışı 1 Frank'tır
Saatiniz kaç?
Saatim bir çeyrek – Saatim üç çeyrek – Beş çeyrek – Geri kalıyor
Öğle
İkindi
Geçti
Şimdi gece
Nasıl düş görüyor
Sabah nasıl uyanık?
Neler söylüyor?
Dikkat et
Nasıl koşuyor?
Saat yaklaşıyor
Daha erken
O kadar erken görünmüyor
Geç görünüyor
Bir saattir sizi bekliyorum, nerdesiniz?
O nereye gitti?
Saat kaç?
Kaç yaşındasınız?
On gün oldu 25 yaşımdayım
On gün sonra 25 yaşıma gireceğim
Öyleyse benden üç yaş büyüksünüz
1 yaş büyüksünüz
O kadar göstermiyor
Daha genç gösteriyor
Daha gençsiniz
Vakitsiz ihtiyarlamışımdır
Yalvarırım Beyefendi, saatiniz kaçı gösteriyor?
Kaç yıl geçti?
Vakit kaç?
İstasyon nerde?
Doğru ileri git
Sonra sağa
Sonra sola
Karşında
Dur
Hiç – Bir – Yere – Gitme
Dön
Vakit geçtir
Yarın gecedir
Siz kimsiniz?
Korkmayın ben burdayım sizi tutarım düşmezsiniz
Saat yaklaştı mı?
Gitme zamanı geldi mi?
Beni kimse sordu mu?
Ben dışarıdayken arayıp soran oldu mu?
Evet – İki Frenk geldiler selamla birlikte kartvizitlerini bırakıp gittiler
Dediğimi anlıyor musunuz?
Yavaş yavaş söylerseniz anlarım
Çabuk söylerseniz şaşırırım
Ben tamamıyla aksamış bir kadınım artık
Elinizi bana uzatmaz mısınız?
Benim yerime O imza etmeye yetkilidir
Benim adıma her ne varsa O'nundur
Saatten haberiniz var mı?
Yarın ben yolcuyum
Gidiyorum
Yerime O'nu bırakıyorum

Kimseyi görmem – Sokağa çıkmam – Hiçbir – bildiğim Yok – Yakında olursa O'nu görürüm – Konuşursa O'nunla birlikte konuşurum – Etrafı taş duvarlı bir köşk içerisindeyim – Orda oturuyorsun – Biliyorum – Vaziyetinden de belli – Sensin – Sevim'sin – Karanlıktasın – Sana doğru bakmaya uğraşıyorum – Elimle araya araya mutfağı buluyorum – Büyük kocaman bir balık almışlar – Mutfakta balıktan her türlü şey yapıyorduk. Köpeğimiz de orta yerde çakılı duruyordu – Baktım – kafasının ucundan çekeyim dedim – Kafayı bıraktı – Sen misin çeken – Ayağımın üstünü koparmış – Köpek beni tanır mı – Sonra yatmışım – Doktor Zıpçıyan gelmiş O'nu muayene etmiş – Öbür çocuklar oynarken O çocuk pencerenin önünde kalmış – Az değil – Tam dört ay kaldım yatakta – Pencerenin önüne karyolayı çektiler – Ne yattım yatakta – Ne yattım – Ne yattım – O sene Muhacırlar da gelmiş – Bakmak istemiş Muhacırlara – Yara tamamıyla geçmemiş – Bir ağrı başlamış O'nda – Hem de ne ağrı – Artık o ağrıya dayanamadım – Hep bağırdım – Hem de nasıl – Doktor gelmiş iğne yapmış O'na – Bir daha da kalkmadım – Bir daha da kalkmamış – o taş duvarlı köşkün içinde kalmış – Nerdeyim? – O nereye gitti? Sonu mu geldi? Sargılarımı çıkarmışlar – Çok bağırmış – o taş duvarlı köşkte – hep kendi sesimi duyuyorum –

Saati yaklaşıyor – Saati gelmiş – Ortalıkta yok – Kendi kendini çağırıyor – Sevim – Sevim- Sevim – Duymuyor musun – Hem sağır hem de ağzında dili dönmez 80 yaşında – Karaşoooo – Karaşooo – Karaşooooo – Hep bağırır – Dokunsanız ağlar – Düşünmesi zor bir ağlama – Gittikçe çocuk oluyor – Gittikçe zarif – Şeffaf – Nerdeyse ruh haline gelecek – Kendisine sorsanız daha da yok olur – O'nu arıyorum burada – Elbiseceğinin altında O'nu bulamıyorum –

Eğer bana inanırsan, size göre değil O çocuk

Beklediğim sizler değilsiniz der – Isırmak için ayağınıza bakar – O gene fena bakıyorsa – O zaman biz gene tatlı konuşalım – Gene sevelim – Fenalık ve iyilikle O'nun elini sıkalım – Saat yaklaşıyor – Ah ağlama – Ağlama da desen ağlar – Geç kaldım diyor – Saate bakıyor – Acaba nerde olabilir? – Neler söylüyor? - Konuşmayın – O çocuk nerde – Zamanı yok – Geleceği yok – Geçmişi yok – Bu gece ölüyor – Gerçeğe bu kadar yakınlaşmışken O'nu kim tutabilir – O'nu bırakmayın – Beni zorluyor – benim gidişime bakın – Siyah ağaçlardan geçerek – Her adımda batarak – Hele O'nu çıplakken görseniz acırsınız – İşte kendi kendine giden biri dersiniz – Kendi kendine av olmuş dersiniz – Öyle bir hayvan ki kurnaz – yırtıcı – sinsi – Bu mu kahraman dersiniz – Tesadüfen ağın içine girmiş – O da sana der ki, Ben bir çocuktum – İçinize düştüm – Sizinle çevriliyim – Siz mi beni kurtaracaksınız – Gerçeğe bu kadar yakın bir köşkte – Gerçeğe bu kadar uzak – Hem yabani – Hem de uysal – Köşemde oturuyorum – Ama siz, siz çok çalışıyorsunuz – Fakat artık yeter, çalışmanın da bir kararı vardır – Bu kadarı fazla – Düşünün bir kere, ben ayakta durmaya çalışıyorum. İnsan bazı düşer – Hayatta her şeyin bir kararı vardır – Bu odalarda pencerelerden aşağı sarkmanın – Ayrılmanın – Unutmanın – Bilmiyorum demenin – Çocuğu dağlarda tek başına bırakmanın – Bazı meselelerde yalnız kalmanın – Beni anlıyor musunuz diye tekrarlamanın – Sayıklamanın – Baş dönmesinin –

Kimse de dinlemez seni – Bir kişi bile dinlemez O'nu – O'nunla gezmeye gitmezler bundan sonra – Gezmeye bundan sonra ayrı ayrı gideriz – Ben bu evden bir kere giderim – Sonra siz Sevim'le çıkarsınız – Biri burada ama öteki nerde – Yatıyorsa kalksın – Ben günlerce uyumadım – Gittim – Gittim – Buradan bindirsinler seni bir vapura – Doğru Köstence'ye gidersin – Geç gidersin – Olsun – İşler senin bildiğin gibi değil – Biraz başka – Tam manasıyla başka bir havadayım – Size söyledim – İstersen bana bırak – Bazen kendi bildiklerini bile anlayamazsın – Şimdi gösterirler sana – Sen bu köşkte yanaşmasın – Senin vazifen her türlü işleri yapmak – İş yapmazsan hakkını alıp gidersin –

Top oynarsın – Şarkı söylersin – Bu da senin vazifen – O gelir gelmez söyleyin, iki üç kez bana gelsin – Benim istediğim şeyi bana getirsin – Benim istediğim bir uzun – Bir yuvarlak – Taneli – Paramparça – Külleri büyük parçalı – Kendi kendine yalnız – Başka – Zor – Bambaşka bir iş – Şimdi gece – O çocuk nerde – O'nu kendi kendine bırakın isterseniz – Hep güler – O kadar da kurnaz – Hain – Tam da hurmaların altında yatan bir aslana layık sanırsınız – O kadar kendi kendine düşman – Kendi kendinedir O'nun işi – Kendi kendine oturur – kendi kendine düşer – Kendi kendine konuşur – Ağlar – Homurdanır – Sabah kahvaltısını beraber yaparız – Pek efendidir – Yemeğini bitirdi mi çekilir – Pek çirkin bağırır – Balık gibi bir şey – Bağırma da desen bağırır – Balığı sever – Ne kadar da olsa yer – Yeme de desen yer – Yapma da desen yapar – Balığa bayılır. Yemekte ne istiyorum biliyor musunuz – B A L I K – İnce ince doğranmış – Güzelce doğranmış – Gene üstüne balık –

Bugün çok üzgün – Hep yatıyor – Hep yatıyor – Hiç kalkmaz o yerinden bir daha da – Çok üzgünüm bugün – Bu akşam burada çok gizli bir sefalet – Birçok kara bulut – Ve çok sıkıntılı bir hava var – İsterseniz kalın burda – Burda bulduğunuz havayı başka hiçbir yerde bulamazsınız – Derin fakat hafif – Karanlık – Uzun – Fakat çok ince – Berrak – Sinirli – Kızgın biri değil o – Hem üzüntülü hem de Abus biri – Saati yaklaşıyor – Ortalarda yok – Biri burda – Öteki nerde? İkisi de yok.

Taksim, 1964

* Yanık Saraylar'ın 1965'teki ilk baskısında bu öykü “İki Şarkı” adıyla geçmektedir. (Ed. N.)

~~~
* "Yanık Saraylar", Sevim Burak; YKY, 4. Baskı 2009, İstanbul.
“Ölüm Saati” öyküsü için, Yapı Kredi Yayınları'na teşekkürlerimizle...

~~~
Sayı: 45, Yayın tarihi: 10/03/2010
MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics