[Retorik]"Sen de Olmasan…" | Nihal Küçükdönmez"DÜŞLERİM, DÜŞÜNCELERİM, DÜŞÜŞLERİM…"Güzel yalnızlığım benim! Olmasaydın nasıl katlanırdım bunca yokluğa. Bitişlere, terk edilişlere, gidişlere. Bir de sensizlik eklenseydi bunca yüke, kim bilir ne olurdu bu halim? Bu dört duvar odada birkaç fotoğraf, silik anılar, biraz hüzün, acı bir gülümseme, belirsiz sözcük yığınları, yazılmayı bekleyen boş sayfalar, ölümsüz şiirler -bunca ölüme karşın- kurumuş gözyaşları, sonsuzluğa akan sancılı notalar, coşkun ırmaklarımın yatağı, sözcüklerin dili kalem, düşlerim, düşüncelerim, düşüşlerim… Ne yapardık sen de olmasaydın! Hiçbirimiz kendi öz varlığımızı oluşturamazdık. Özlem yüklü fotoğraflar kaybolur, anılar tamamen yok olurdu. Ne hüzün, ne acı, ne gözyaşı -kurumuş olsa da- kalırdı. Sözcükler belirsizliğini, yazı anlamını yitirirdi. Sayfalar boş kalırdı. Şiir susardı. Notaların do teli kopar, yatağım yorgun, kalemim yazmaz olurdu. Düşlerim, düşüncelerim, düşüşlerim… Düşüncelerim akıl oyunlarının en deli hali. Nikotinle puslanmış beyin hücrelerinin ütopik idealleri… Yiterdi… Yığınsal kalabalıkta komutların buyruğu olurdu. Düşüşlerim, sensiz anlamsızlaşır, sensiz çoğalır, sensiz daha da çekilmez bir hal alırdı. Şair görmüş de yazmış: "Yalnızlığım benim, sidikli kontesim / ne kadar rezil olursak o kadar iyi…" |

