MaviMelek
Hermes Kitap
"Çılgın bakışlı gözlerim var / Uçmak için güçlü bir isteğim var / Fakat uçacak hiçbir yerim yok." Nobody Home / Pink Floyd

["Susamuru" Yazıları]"Ses yok, göz yok!" - Suat Bilgi

Ses yok, göz yok!

"Çünkü gökyüzünün sahibi yoktur ve çıldırmak
ya da çocukluğunuzu geri çağırmak size kalmıştır."

Bir daha asla göremeyeceğim düşler görüyordum, telefonum çaldı ve düşlerim yarım kaldı.
Yarım kalan yalnızca düşlerim değildi. Doğru zamanda doğru kelimeyi bulmak için
yapılmış bir savaş gibiydi telefondaki sesle konuşmamız. Kesinlikle böyleydi.
Kuşkusuz söz konusu olan düşlerdi yalnızca. Çok uzaklardan gelen bir ses,
suskunluğun getirdiği barışı bozmak istiyordu; gözlerimi kapadım ve uzaklarda, o çok
uzaklardaki sesi tekrar tekrar duymaya zorladım kendimi.
Aynaların bulunmadığı bir dünyada yaşamış olduğumu düşünmeye çalıştım.
Yüzümün aslında ben olmadığımı, benim aslında yüzüm olmadığını.

Ses yok, göz yok!

Sigara paketi boştu. Sandalyede duran pantolonumun, ceketimin ceplerini karıştırdım, yoktu. Mutlaka bir yerlerde olmalıydı. Düşlerim yarım kalmıştı. Son bir umutla yatağımın altına baktım. Giysi dolabımı karıştırmaya başladım. Boşunaydı.
Odada ne varsa koridora taşıdım. Masayı, sandalyeyi, yatağımı, kitaplığı, dolabı,
kasetleri, plakları, ne varsa her şeyi... Sonra her şeyi tekrar odaya taşıdım.
Yorganı yüzümü örtecek şekilde çektim üstüme, gözlerimi kapadım. Gözlerimi açmak
istemiyordum. Gecenin karanlığı böyle çok iyiydi. Sımsıkı yumdum gözlerimi.
Olabildiğince sıkı.
Gözlerimi açtığımda öylesine yanıyordu ki uzun bir süre onları ovuşturmak zorunda
kaldım, yarım kalan düşlerimi hatırlamaya çalıştım. Odamdaki her şeyin kaç yaşında
olabileceğini düşünmeye zorladım kendimi. Aralarında en yaşlısı şu masa olmalıydı.
Gereken hürmeti diğerlerinden görüyor mu diye düşündüm. Masaya baktı gözlerim.
Kaç kere kirlenmiş kaç kere temizlenmişti bugüne dek. Kaç kitap, kaç kâğıdı
ağırlamıştı... Beni seviyor muydu?
Birden ölebileceğim geldi aklıma. Ölürsem masamı ona bırakmamı isteyecek biri var
mı acaba diye düşündüm. Hatta kitaplarımı, plaklarımı, fotoğraflarımı… Daha ne
kadar dayanacaktı kim bilir.

Ses yok, göz yok!Karşı dairelerin birinde bir kadın arabesk bir şarkı mırıldanıyordu; çirkin bir kadın sesi
ve çirkin bir şarkı. Kadını biliyordum. Ağza alınmayacak kötülükte sözlerle dövüyordu
her gün çocuklarını. Şimdi de beni o çirkin sesiyle ve o çirkin şarkıyla dövmeye
çalışıyordu. Fark etmezdi. Nasıl olsa düşlerim yarım kalmıştı. Bir daha asla
göremeyeceğim düşler görüyordum dün gece, telefon çaldı ve düşlerim yarım kaldı.
Günde tam tamına 3 paket sigara içiyorum. Genelde pahalı olmayanlarından 60 adet
sigara. En büyük korkularımdan biridir sigarasız kalmak. Size bu hikâyeleri yazarken
sigaram hiç sönmez. Bir de şarkılar tabii. Bana içimde birikmiş her şeyi göstermek
gibi bir işlevi var şarkıların. Plaklarımın arasından bir plak seçiyor, pikaba koyuyor,
gözlerimi kapıyor, yere kadar sarkan perdelerimin ardında saatlerce, biriktirmiş
olduğum ne varsa onlarla dans ediyorum. Buna inanmak sizin açınızdan belki zor
olacak ama bütün dinlediğim şarkılar sizin de benim kadar yalnız olduğunuzu söyler
bana. Genellikle de öyle olur, sizin yalnızlığınız ve yalnızlığım, hiç tanımadığımız, hiç
bilmediğimiz yerlerde buluşur, bağıra çağıra şarkılar söyleyerek dans ederiz.

Ses yok, göz yok!

Korkularını yenmeye çalışan, çok ürkmüş birilerini andırırız; ama kalbimiz bu çok ağır şeylere dayanamaz, hızla çarpar, birbirimizin gözlerine bakamayız. Bakamayız!
Uzadıkça uzar bu bakamayış! Günler, haftalar, aylarca bakamayız. Ben hepimiz
adına, karanlık sokakların hatırına çok ürkmüş birinden şarkılar dinlerim.

Bir daha asla göremeyeceğim düşler görüyordum, telefon çaldı ve düşlerim yarım
kaldı.
Oysa son bir kez açmıştım. Sürünerek, yaralar içinde açmıştım telefonu. Ses yok,
göz yok! Her geçen gün daha fazla karanlık, daha az ses, daha az göz.
Alevlerin içinden bir Anka kuşu gibi uçarcasına gelmiştim oysa, siyahlar içinde. Uç
benimle demiştim. Uç ve haykır aşkımın derinliğinde. Bırak süzüleyim, bırak
süzüleyim, yalnızca bırak süzüleyim birazcık güzelliğinde.

"Çünkü gökyüzünün sahibi yoktur ve çıldırmak
ya da çocukluğunuzu geri çağırmak size kalmıştır."


bilgisuat@hotmail.com

Başa dön

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics