MaviMelek Edebiyat
Hermes Kitap
«Çarşılarda erkek adları söylenir kadınlar gizli / Sana kim taktı bu sorumluluğu kadınsın / Nerden aldın "olmaz"ları o "geçilmez"leri» Gülten Akın

[Gündem]"Şiir ve Dilin Cinsiyeti" | Neslihan Perşembe

V. Şiir Buluşması - Sınırsız

"ATAERKİL KÜLTÜRÜ YAZDIKLARIMIZLA NE KADAR BESLİYORUZ?"

20-22 Mart 2009 tarihleri arasında Konak Belediyesi ve PEN Yazarlar Derneği'nce düzenlenen "Uluslararası V. İzmir Şiir Buluşması"nın son oturumlarında "Şiir ve Dilin Cinsiyeti" konulu bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye, Yrd. Dr. Şerife Yalçınkaya, Ayten Mutlu, Gülsüm Cengiz, Derya Önder ve Asuman Susam konuşmacı olarak katıldılar.

Şerife Yalçınkaya, "Osmanlı Klâsik Edebiyatında Dilin Cinsiyeti" konulu konuşmasında, kadınların ayrı bir tarihi olmadığını, kadının eksikliğinin resmi tarihte görüldüğünü vurguladı. Ayrımcılığın dilde değil zihinde olduğunu, Türkçe'nin cinsiyetli bir dil olmadığını, metnin tarzı ile cinsiyetin belirlendiğini belirtti. Dilin hangi gönderme ile okunduğunun önemine değinen Yalçınkaya, farklılaşmamış cinsiyet kimliği taşıyan metinlerin anlam ifade etmediğini söyledi. Kadının harem hikâyelerinde yer aldığı Osmanlı edebiyat tarihinin yeniden okunması gerekliliğine değindi. Konuşmasında Osmanlı kadın şairlerden bahsederken, 16. yüzyılda, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınan Mihrî Hatun'a, şiirlerinde kadın dilinin hissedilmesi nedeniyle ağırlıklı olarak yer verdi.

İkinci konuşmacı Ayten Mutlu, söyleşi başlığı "Şiir ve Dilin Cinsiyeti" konusunda konuştu. Şiir dilinin gündelik dilden farklılığının "nesne-imge-seslem" ilişkisinin kuruluyor olmasından kaynaklandığını belirten Mutlu, anaerkil toplum yapısının egemen olduğu neolitik çağlarda dilin sahip olduğu imgesellik ve büyü özelliğinin günümüz şiir diline yansımasına değindi. Ve bu imgeselliğin, büyü özelliğinin maden çağı ile başlayan erkek egemen anlayışla yitirilmeye başlandığını, yazının icadıyla da, sesin yazıda tutuklandığını, özgürlüğünün harf düzeyine indirgendiğini, düzgüsel özelliğinin kaybolduğunu söyledi. Şerife Yalçınkaya gibi Ayten Mutlu da Türkçe'de sözcüklerde cinsiyet ayrımcılığının olmadığını, cinsiyet farkı olan sözcüklerin yabancı kökenli sözcükler olduğunu ancak konuşma dilinde cinsiyet ayrımının hissedildiğini belirtti. Erkeklerin dilinde kadınsı söylemlerin, kadınların dilinde de erkeksi söylemlerin olabileceğine dikkat çekti. Yazarın seçtiği üslupla cinsiyet farklılığının ortaya çıktığını, dilin kullanılış biçimin önemli olduğunu, yaşantıdan süzülüp kalan kavramların dile yansıdığını söyledi.

Tüm edebiyat alanlarında kadının genelde aşağılandığını, horlandığını belirten Mutlu, şu önemli soruyu sordu: Ataerkil kültürü yazdıklarımızla ne kadar besliyoruz? Yazarlığın daha çok erkek işi olmasının, "insanı yazanın erkektir" inancının binlerce yıldır sürüp gittiğini söyleyen Ayten Mutlu, böylesi bir kültürde üstün değerlere erkeğin, aşağı değerlere de kadının layık görüldüğünü vurguladı. Ancak sistemin erkeğe dayattığı rollerin de kolay olmadığını belirtti.

V. Şiir Buluşması - Sınırsız

Bir diğer konuşmacı Gülsüm Cengiz, şiir ve dilin cinsiyetinin, şiirdeki kadının dile getirilmesinin dünya görüşlerine ve şiir anlayışlarına göre değiştiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Divan ve halk şiirinde kadının özne değil nesne olarak dikkati çektiğini belirtse de mücadele eden kadını anlatan dizelerin de var olduğunu söyledi. Tanzimat'la birlikte başlayan yeniliklerde kadın yine de korunup kollanan bir kişi olarak kalmıştır dedi. Yaşanılan dönemin ve çevrenin de ozanların dünya görüşünü, kadına bakış açısını yansıttığını, örneğin 80 sonrasında doğudaki kadınların şiirimizde daha çok yer aldığını, 12 Eylül sonrasında şiirlerde kadın tiplemeleri ağırlıkta olduğunu söyledi. Ve şairlerin şiirlerindeki kadınlar…

Nâzım, özellikle "…soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…" dizesiyle kadının toplumdaki yerini saptamıştır diyen Cengiz, kadını özne olarak gören bir başka şairin şiirini örnek verdi; Tevfik Fikret'in "Bir Kız Mektebi İçin" adlı şiiri. Ve Gülsüm Cengiz'in "kadın"ı farklı şekilde şiirlerine yansıtan şairlerden verdiği örnekler ve şiirleri: Şükûfe Nihal Başar'ın duyarsız kadını eleştirdiği "Duymayan Kadına", Fahri Erdinç'in üretken, emekçi kadını işlediği "Halıcı Kızlar", Hasan Hüseyin'in mahkûm eşini anlattığı "Gözlerinin Halleri", Kemal Özer'in "Oğulları Öldürülen Analar", Hilmi Yavuz'un "Doğunun Kadınları", Yaşar Miraç, Kemal Özer, Ataol Behramoğlu'nun şiirlerinden örnekler…

Derya Önder, "Şiir ve Dilin Cinsiyeti" üzerine olan konuşmasını bir eleştiri ile başlattı. "Bu söyleşi düzenlenirken hangi kadın şairleri ve yazarları çağıralım sorusu yerine, hangi şairleri ve yazarları çağıralım sorusu sorulmalıydı" dedi. Dilin, şiirin, şairin cinsiyeti üzerine sorduğu sorularla konuşmasını sürdürdü. Önder, Gülten Akın ve Sennur Sezer'in adlarının yanına uzun bir zaman isim koyulamadığını da belirtti. 80'den sonra şiir yazan kadınlara dergilerin daha çok yer vermesiyle ve bu dönemden sonra şiir yazan kadınlar sayesinde bugün daha rahat şiir yazılabildiğini de sözlerine ekledi.

Son konuşmacı Asuman Susam, "Dil, Varlık Evimiz" başlığını koyduğu konuşmasında dilin sınırlarla, cinsiyetle, cinsiyetsizlikle, iktidarla olan ilişkilerine değindi. Erk olma söyleminin erkeği araçsallaştırdığını belirten Önder, bu durumun özneleri mahkûm ettiğini söyledi. Toplumsal cinsiyet açısından bakıldığında kültürel boyutun ortaya çıktığını dile getirdi. Sanat sayesinde yeniden inşa ile öznenin kurtulabileceğini ama sanatın da aydınlık ve barış ile var olabileceğini belirten Susam'ın konuşmasına nokta koyduğu güzel dileğine ben de katılıyorum; arzu edilen, özlenen yarın sanatla var edilebilir.

Evet… Arzu edilen, özlenen yarın sanatla var edilebilir, ama bu sanatı var edecek kişilerin doğumlarından itibaren kendilerini rahatça ifade ettikleri, duyu organlarını özgürce kullanabildikleri, yaratıcılıklarının keşfedildiği koşulların da var olması önemli değil mi? Kadın veya erkek… Ne önemi var? Biri tutsak olduğunda diğeri özgür kalabiliyor mu? Tutsaklığa yol açan her kişi mahkûm değil midir aynı zamanda?
~~~

Sayı: 36, Yayın tarihi: 27/03/2009

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler | Hezeyanlar    ©2008 MaviMelek            website metrics