[Gündem]"Şiiristan Kadınları" | Neşe Yaşın* "ŞAİRİN İÇİNDEKİ MELEK ve ŞEYTAN"Şairlerin birbirlerini çekemedikleri, aralarındaki ilişkilerin kötü olduğu söylenir ya; aslında bir şairi bir başka şairden daha iyi anlayacak kimse yoktur. Bir şairin en büyük dostu, en derinden hissedeni de yine bir başka şairdir. Şairlerle ilgili, bazı paylaşılmış yargılar vardır. Onların uyumsuzlukları, egoları ve kaprislerine dair… Bir açıdan bakıldığında doğrudur bu; yani şairler uyumsuzdurlar. Ama, bu belki de çok da kötü birşey değildir. Bence, önemli olan, uyumsuzluktan çok onun nasıl ifade edildiğidir. Uyumsuzluğun zekice ifadesi, bir dönüşümü bile getirebilir. Şairlerin egolarına gelince, bu onların trajedisidir. Bir başka açıdan bakılınca, bir şair "ben çok önemliyim" ve "ben bir hiçim"i aynı anda hissedebilen kişidir. Bütün şairler kaprisli değildirler ama kaprisle ilgili okumalar yapıldığında da bunun şairin varoluşsal sorunlarıyla ilgili olduğu görülebilir. Şairler, kendilerini, birbirlerini ve başkalarını çok iyi yaralayabilme becerisine sahiptirler.Dili, en yaralayıcı ve en zekice biçimde kullanabilirler. Bu beceri, öfke anlarında kontrolsüz bir biçimde devreye girer bazen. Şairin içindeki melek ve şeytan, bir dil becerisi içinden iyiliği de kötülüğü de en uç noktalarda ifade edebilir. Picasso ve Modigliani yarışında bir anekdot vardır. Picasso, Modigliani'ye şöyle der: Şairlerin şairlerle olan ilişkileri, hem inanılmaz keyifli hem de dehşetli yaralayıcıdır. Şiir festivallerinde ortada dolanan zekice espiriler bir rekabet anında yaralayıcı iğnelere de dönüşebilir. Şairin şiiriyle olan ilişkisi, bir aşk ilişkisi gibidir biraz da ve aşktaki bütün arızalar ve saçmalamalar burada da görülebilir. Şair, okurlar tarafından "en sevilen" olmak ister hep ve bir başkasının devreye girmesine tahammül edemez. Bir okurun, başka bir şaire düzdüğü övgüler, sevgilisi bir başkasına kapılmış gibi yaralayabilir onu. Hele bu kendi kuşağından, kendi cinsinden, kendi çevresinden bir şairse… Ölmüş ve yaşlı şairler konusundaki durum bir miktar farklıdır. Pek çok şair, değerinin tam olarak anlaşılmadığı, kendisine haksızlık yapıldığı duygusunu taşır. Bu, gerçek de olabilir. Çünkü şiire dair bir adalet mekanizması yoktur. Mini kanonlar olarak da kabul edilebilecek antolojilerin hazırlıyıcıları tıpkı tarihçiler gibidirler ve çeşitli güdülerle yönlendirilmiş bir seçicilik taşırlar. Şair kadınlara gelince, onlar çoklu kimliklerimiz içindeki bu iki kimliğin bazı belirgin özelliklerini yan yana taşırlar. Şair kimliğini taşımanın "kadınsal" zorlukları, onların durumunu daha da çetrefil hale getirir. Hem en güzel dayanışma ve kızkardeşlik hem de en yıkıcı ve komplocu Cuma günü, Birgün gazetesinde Özgüç Çeçi imzalı bir yazıyla da dile getirilen Şiirİstanbul festivalindeki Kadın Şairler Buluşması'ndaki gerilime getirip bitirmek istiyorum sözü. Ne yazık ki, çok güzel yaşanabilecek bir gece, çeşitli hatalarla böylesine gergin yaşandı. Benim eğilimim, sayısız yanlışlara rağmen iyi niyet ve emeğe saygı duymak doğrultusunda… Keşke daha farklı olabilseydi. Sonuçta bu da bir deneyim ve üzerinde daha yapıcı biçimde konuşulursa herkes için çıkarılabilecek bazı dersler olabilir. * BirGün, 27/04/2008 Sayı: 24, Yayın tarihi: 28/04/2008 |


rekabet onların dünyasına aittir.