MaviMelek
Hermes Kitap
"Yaşamımızın sonu son kitaptır." Cool Anılar / Jean Baudrillard

[Editör'den] - Hasan Uygun Hâlâ Tepebaşı’nı Özlüyoruz

"HÂLÂ TEPEBAŞI'NI ÖZLÜYORUZ"

Yayıncının fuar malzemesi: üç demir eşek, iki metrelik bir sunta, temiz, renkli bir bez ve kalın uçlu bir markörle yazılmış bütün kitaplarda yüzde elli indirim etiketi; ve tabii birkaç koli de kitap. Tutkulu kitap okurunun arayıp da bulamayacağı şey. En son çıkanlar, daha bir özel ihtimamla standın önünde sergilenir hep. Bir önceki yıldan tanıdık bazı okurlar, ilk önce yenilere bakmayı tercih ediyor. Diziler, Türk ve dünya edebiyatından en son örnekler… Yeni kapak ve kitap tasarımları, kâğıt denemeleri, estetik arayışları. Setler, kampanyalar, ödeme kolaylıkları, uzun uzun taksitler…

Daracık tıkış tıkış koridorlarda tere batmış insan seli, yürüme eyleminden çok bir sürüklenme eylemi içindedir sanki; eller cüzdanları sıkı bir şekilde kavramış, cepçiler sotada, herkes bıkkın bir ifadeyle önündekinin ilerlemesini bekliyor; kalabalığın ön tarafı hangi yöne giderse herkes o tarafa gitmeye meyilli. Önü en kalabalık olan standlardan kitap yürütmek daha mantıklı. Bunun için üç dört kişilik çeteler de işe yarar. İki kişi satıcıları muhabbete tutarken üçüncüsü-dördüncüsü pekâlâ birkaç kitabı kamulaştırabilir. Solcu olmanın raconu. Kitap için para ödenmez. Bahanesi de hazır: Öğrenciyim kardeşim!

Koridorlardaki işaretleri takip ederek aradığın yeri bulmak zaten mümkün değil. En iyisi, aradığın kitabı bir an önce herhangi bir yayınevine sormak. Yayıncıysa eğer, aradığın kitabın hangi yayınevinden çıktığını bilmesi gerekir. Bu tür durumlarda, bahsi geçen kitabın yazarını elinden henüz yeni kaçıran bir yayıncıya toslarsan da hemen rotayı kırıp başka bir standa yönel; aradığın kitabı mutlaka bulacaksın.

Pazar günü bir Beyoğlu gezmesine çıkmışsın, arkadaşlarınla barda müzik dinleyip bir iki birayla kafayı kırmışsın, hazır fuar da ayağına gelmişken neden gitmeyeceksin? Şunun şurası Tepebaşı, her yerden gidilir.

Son dönemlerde, bu yazının girişinde saymış olduğum yayıncının fuar listesi bazı yayınevleri tarafından özel dizayn edilmiş standlarla şekil değiştirmeye başlayınca, aslında artık yayıncıların Tepebaşı'na sığamayacaklarının da işaretleri belirmişti. Şimdi o eski daracık koridorlar daha bir daralmış gibiydi. İnsanlar daha bir dirsek teması halinde… Yüzler daha sıkıntılı olmaya başlamıştı. Bu arada yayınevlerinin sayısı artmakta, panel talepleri ve konuları çeşitlenmekte Türkiyeli yayıncı da fuar kelimesinin uluslararası karşılığını yerine getirmenin sancısını çekmektedir. 2000'li yıllar…

Hâlâ Tepebaşı’nı Özlüyoruz

Fuar eylemi sadece, bir yıl boyunca nakit sıkıntısı çekmiş olan bir işletmenin dokuz gün içinde önemli bir nakit stoku yapmaya çalışması eylemi mi yoksa kültürel bir volanla ülkenin entelektüel yapılanmasına katkıda bulunmak eylemi mi? Ya da bu entelektüel yapılanmayı dünyaya tanıtma eylemi mi? Fuar kelimesinin etimolojik anlamından demle; Fransızca foire, belli dönemlerde, belli yerlerde düzenlenen büyük sergi, panayır fuar demek oluyor. En basit anlamıyla panayır, her ne kadar köylülük tınlıyor olsa da, bir şeyi üretim veya satış iddiasında olan herkesin alıcıyla buluştuğu yerdir, diyebiliriz. Belki de bu anlayıştan olsa gerek, Türkiye'de fuarcılığın gelişim seyri içinde başlangıçta saydığım yayıncının fuar malzemesi listesinin üç maddeyle sınırlı kalması. Keşke artan nüfus potansiyelinin koridorlara sığmaması yüzünden değil de yayıncının fuar listesi kabardığı için terk edilseydi Tepebaşı. Bugün Beylikdüzü'nde her ne kadar o koca alanda her yayıncı kendini bir stand dizayn etmeye zorunlu hissediyor olsa da, gösterişli standlarla, ışık gösterileriyle, görsel şovlarla örtbas edilmeye çalışılan, aslında yayıncının her fuardan bir önceki yıla göre daha memnuniyetsiz ayrıldığı gerçeğidir.

Daha yerel çapta kendini bulamamış olan bir yayın dünyasının dünya çapında kendini bulmaya çalışması da elbette sancılı bir süreçtir. Yıllardır kitap dünyasının kalbi Frankfurt'ta Türkiye'nin niye yeterince varlık gösteremediği tartışıladursun, 2008 yılında onur konuğu olacak olan bir ülkenin hâlâ stand dizaynındaki görsel zevksizlik ve işlevsel yetersizlik yüzünden eleştiriliyor olması ne acı… (bkz. Cem Erciyes, "Frankfurt İçin Endişe Vakti", Radikal, 16.10.2007)

27 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında, bu yıl 26.'sı düzenlenecek olan TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı dolayısıyla Türkiye'de fuarcılık anlayışına genel hatlarıyla bakmaya çalıştığım bu yazımda, elbette yayıncılarımıza da haksızlık yapmak istemem. Her şey tesisin elverdiği imkânlarla sınırlıdır. Devlet tarafından destek gördüler, kültürel gelişmenin önünü açmaları için teşvik edildiler de onlar mı 'hayır' dedi…

Yayıncının fuar derdi ve çilesi bitmez. Bin bir umutla onca stand kirasını göze alarak kitapları yükleniyorsun. Dokuz gün boyunca sabahın bir saatinden akşamın bir saatine kadar, bütün gün ayakta dikiliyorsun. Hafta içi hiç yayıncılık alanın olmadığı halde, civar illerden kitap sever öğretmenlerin fuar alanına yığdığı 7-14 yaş arası çocuklar, meraklı bakışlarla kitapları öylesine hoyratça karıştırıyorlar ki, bir yere atıp çiğnemedikleri kalıyor. "Çocuklar bu kitaplar yetişkinler için!" diye ortalıkta yırtınıp durmanız hiçbir işe yaramayacaktır. Geçtikleri yerleri darmadağın eden sürüler gibi, çocuklar gittiklerinde stand enkaza dönmüştür. İşin yoksa tek tek kitapları tekrar düzelt. Yere düşen etiketleri kaldır. Posterlerin hizasını bir daha kontrol et. Hafta sonu gelsin. Bekle ki entelektüel bir zihniyet standa uğrar da yayınlarını gösterme fırsatın olur.

Dediğim gibi; "yayıncının fuar çilesi bitmez". Ama fuarlardan beklentisi de… Umalım her aşk gerçek karşılığını bulsun.

Peki ya okurun fuar çilesi?..Hâlâ Tepebaşı’nı Özlüyoruz

Bu yılki TÜYAP'ın onur konuğu da belli oldu. Türk tiyatrosunu ve sanatını anlatan eserleriyle tanınan yazar, araştırmacı ve bilim adamı Metin And bu yılki TÜYAP'ın onur konuğu. Etkinlik programı ve katılımcı listesine (yazının yazıldığı esnada linkini verdiğim sayfada, "bu bölüm hazırlık aşamasındadır" yazıyordu ama…) http://www.istanbulkitapfuari.com adresinden ulaşılabilir. Her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul'un belli merkezlerinden Beylikdüzü'ne belediye otobüsü seferleri konulacak. Kitapsever okurlarımızın belki yine biraz rahatını bozmaları gerecek, ama onca yolu teptikten sonra da kitap satın almadan fuardan ayrılmak olmayacağına göre… Mutlaka hazırlıklı gitmekte de fayda vardır. Ancak bazen, TÜYAP'ın Beylikdüzü'ne taşınmasının, okurda kitap satın alması yönünde manevi bir baskı kurmak için oluşturulan bir komplo olabileceğini de düşünmeden edemiyor insan. Oysa Tepebaşı böyle miydi? İnsanda, "Bunca yolu teptikten sonra bari kitap da satın alayım" duygusu oluşmuyordu en azından. Sırf akşamüzerleri kokteyl düzenleyip okurlarına şarap ikram eden standları ziyaret etmek için bile gidilebiliyordu fuara. Şimdilerde, TÜYAP'ın eskiden kitap fuarları düzenlediği Tepebaşı'ndaki binanın bir otoparka dönüştürülmüş olması ise ayrı bir hüzün vesilesi…

"Kitap için hiç üşenmem, nerede olursa olsun, arar bulur okurum" diyenler, bu yılki TÜYAP'ta da sevdiğiniz yazarlarla buluşabilir, kitaplarınızı imzalatabilir, arşivlerinizdeki eksikleri tamamlayabilirsiniz; her ne kadar "Keşke Tepebaşı'ndaki bina revize edilip yeni fuar alanı olarak düzenlenebilseydi" diye anlamsızca sayıklıyor olsam da, siz üşenmeyin atlayın otobüse, şunun şurası Beylikdüzü. Nerdeyse Edirne'nin kapısı…

Şimdiden tüm kitap severlerimize ve yayıncılarımıza 26. TÜYAP Kitap Fuarı'nın beklentilerini karşılamasını dilerim. Kitap hayattır.

18/10/2007

hasan@mavimelek.com

Başa dön

Editör'den

Editör'den - "Hastalıklı Yaratıcılık ya da Chuck Palahniuk"

Editör'den - "Geç Gelen Mutluluk: Bir Yazarın Türkiye Macerası (Nick Hornby)"

Editör'den - "Bir Put Kırıcının Olgunluk Çağı / Irvine Welsh"

Editör'den - "Sisteme Direnen Şair"

Editör'den - "SimSiyah Kitaplar Her Cebe Sığıyor"

Akın Olgun / Avrupa Ajansı (Röportaj) - "Mavi Melek Sınırları Aşıyor..."

Editör'den - "Milliyetçilik ve Dil"

Editör'den - "Gündemin İçinden"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? III"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz? II"

Editör'den - "Biz Edebiyat Yapıyoruz, Ya Siz?"

Editör'den - "Cümle Kapısı Edebiyat"

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics