MaviMelek
Yüxexes
"Ruhların yerleştikleri beden yapısının niteliği pek nemlidir; çünkü birçok beden özelliği vardır ki ruhu keskinleştirir; birçoğu da vardır ki köreltir." Cicero

"Bitmeyen Aşk Yanılsamalarımdan Birinci Atık" - Leyla Süslü

Bitmeyen Aşk Yanılsamalarımdan Birinci Atık

"ÖLMEK SAÇMAYDI,
KALIP TEKERRÜRLERE YENİLMEK DE…"

Aylardan ekim. Dağların arasında kıvrılan ince yollarda içim dışıma çıkarcasına savrularak yaptığım yolculuk sonrası gece yarısı elimde valizim bilmediğim bir kasabaya girdim. Belediyenin aydınlatmalarının yetersiz olduğu sokaklarda tek dikkatimi çeken başıboş kediler ve köpekler. Deniz kapkara. Gökyüzü yıldız kaynıyor. Hiç bu kadar yıldızı bir arada görmemiştim. Ellerimi açtım tüm yıldızları kucaklarcasına. Gözlerimi yumdum.

İnsanı çıldırtacak kadar sükûnetli duruşun, yanaklarında beliren gamzelerin ve hiçbir insanın derinliklerine inmesine izin vermediğin kara gözlerin belirdi. Denizin kara gözleri, gözlerin oldu. Aklımdan bir saniye çıkmayışın beni tüketti. Anılar hızla aktı zihnimde.

Karlı bir kış günü terasta ateş yakışımız, alevleri izleyişimiz. Birlikte söylediğimiz şarkılar beraber dinlediğimiz müzikler. Sevişmelerimiz. Kapıyı çarpıp çıkışlarım ve üzgün bir kedi gibi yanına sokuluşlarım. İçtiğimiz şaraplar. Çizim yaparken uyuma diyen sesin, uyuduğum zaman beni kucaklayıp yatağa götürüşlerin. Kısa yolculuklarımız. Keskin çatışmalarımız.

Sonra Serap'ın varlığını öğrendiğim o kara gece…
Seni o an neden terk etmemiştim?

Bu kadar kolay bir terk edilişi hak etmeyecek kadar diplerdeydi nefretimin kökleri. Sonra o kök büyüdü kavrulan zihnimde. İncecik bir sızı kolladı yüreğimi. Nefretim savuşturdu tüm ince duyguları.

Sorularıma kaçamak yanıtlarını ve kıvranışını izledim tüm gece. Ardından sabahın erken saatlerinde seninle son kez seviştim. Karadulun öpücüğünden keskin bir zehir dolaştı dudaklarımda. Hırsla öptüm dudaklarından. Karadulun zehri aktı dudaklarımdan dudaklarına. Anladın gideceğimi. Gözlerinde ilk defa çaresizliği gördüm. Ellerimi alnına dayadım. Ateşin yükselmişti.

İronik bir ses zihnimden odanın tüm duvarlarında hayat bulan bir çığlığa dönüştü.

"Ateşin yükselmiş şekerim!"

Ellerini nereye koyacağını bilemeyen küçük bir oğlan çocuğunun telaşı ile dört döndü ellerin. En sonunda yüzünde bağdaştırdın. Üzerimi giyinirken sükûnetini korudun. Tek kelime söylemeden evden çıktım. Sabahın erken saatleriydi. Caddenin iki tarafındaki ağaçlarda bir sürü serçe cıvıldıyordu ve ben ölüyordum.

İki ay sonra Serap'ın intihar haberini duydum. Bir gecekonduda Ankara'nın ayazında kirişte sallanan bedeni günlerce gözümde canlandı. Ölümü çok düşündüm, mutlak bir son olduğunu bilerekten. Var oluş problemleriyle cebelleşirken ansızın fırlayan bu duygunun içimi kemirip hallaç pamuğu gibi darmadağın ettiği günler oldu. Ölmek ile yaşamak arasındaki o ince çizgide çok sektim. Ölmek saçmaydı, kalıp tekerrürlere yenilmek de.

Sen neden yapmıştın Serap?

Hiç bilemeyeceğim bu soruyu günlerce gecelerce düşündüm.

Ahmet için her şeyini terk etmişti. Ailesini, işini hatta yaşadığı kenti. Bunu biri için yapabilir miydim? Sanırım hiçbir erkeği bu kadar sevmemiştim.

Bu kadar yüce bir fedakârlığın bedeli ne idi?

Aldatılmak ve büyük bir yıkım.

Denizin kara gözlerine nefretle baktım. Poseidon üç dişli yabası ile denizin dibine vurdu. Lacivert saçlarını savurdu. Nefretinden köpürdü deniz. Karanlığın içinden fırlayan köpükler üzerime doğru savruldu. Baştan ayağa köpüklere sarılmış bedenimi denizin kalbine bastırdım.

Zeus kıskançlıkla baktı denizin kara gözlerine. Yeraltından bağırdı Hades kasabanın ıssızlığına. Praksidike çekti beni Poseidon'un koca ellerinden. İnce kumlara bıraktı yorgun bedenimi. Rüzgâr saçlarımda dolaştı. Alıp beni götürdü ıssızlığın ortasındaki kaldırıma.
Gözlerimi açtım. Yıldızlar bana gülümsüyordu. Yeniye merhaba dedim.
Valizimi yerden aldım.

imgelem@mavimelek.com

 

Diğer Öyküler

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics