MaviMelek
Yüxexes
"Ancak öbür gündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar." Nietzsche

[Öykü]"Yaşamak İstiyorum" - Leyla Süslü

Yaşamak İstiyorum

"ORTAÇAĞIN CADILARI 350 YILLIK BİR ACIYLA İNLEMİŞLERDİ..."

Saliha kazandığı zaferin sarhoşluğuyla karanlığa daldı. Toplu saçlarını açtı, parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. Hiç yaşamadığı ve bugüne kadar yaşamış olduğu duygulardan daha yüce bir duyguyla sarsıldı.

Evet, biliyorum bir yığın erkek ellerinde silah peşimde. Ama bu duyguya değer. Hepsi de alnımın ortasında bir delik görmek istiyor. Yaşamak için mücadele etmekten başka hiçbir seçeneğim yok. Yemin ederim ki bana ilk kurşunu sıkmaya çalıştıklarında onların canını alacağım.

Beni Halise kadar kolay öldüremeyecekler!
Ah Halise!
Ayaklarını, ellerini köpeklere parçalatmış vicdansızlar!
Saçlarını cayır cayır yakmışlar.
Ortaçağın cadıları 350 yıllık bir acıyla inlemişler başında. Tarihin kara lekesi düşmüş başına, başımıza. Kafana bir kurşun sıkıp fırlatmışlar çöplüğe.
Bi de Tanrı'yı düşürmezler dillerinden.
Sahtekârlar!
Suçu neydi?
Benim suçum ne?
Sadece hayatımızı istedik.
Hepinizin canına okuyacağım. Pısıp beni öldürmenizi izleyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Madem aşiret kararını verdi mücadele ederek öleceğim.
Koca aşirete karşı ben!
Artık ölmek umurumda değil. Sizlerden kaç kişiyi temizleyip kundaktaki kız kardeşime yardım edebilirim onu hesaplıyorum.

Öfkeliymişim?

Öfkelisin diyenlerin canı cehenneme!

Siz evinizin salonunda otururken benim alnımdan vurulmuş olmam neyi değiştirecek?
Ah yazık kıza demekten başka hangi cümle dönecek bu evrenin içerisinde.
Siz evinizde oturun! Ama beni alnımdan vurulmuş olarak göremeyeceksiniz!
Ve sizin ah vah demeniz umurumda değil!
Sadece…
Yaşamak istiyorum!

Doğduğum günden itibaren bana bu kelepçeleri takanlar var ya hepsinden öcümü bugün alacağım. Yarına bırakılmış öfkeler ne işe yarar?
Silahı cebinden çıkardı. Madem kan görmek istiyorsunuz. Bu benim kanım olmayacak.
Karşıdaki söğüt ağacına nişan aldı. Eski sevgilisine sıktı ilk kurşunu.
"Seni korkak pislik al sana!"
Sonra eski kocasına, babasına, kardeşlerine.
Bitkin bir şekilde söğüt ağacının dibine yığıldı.

"Yalnızsın Saliha" diye fısıldadı söğüt.
Saliha şaşkın ağaca baktı.
Yoksa çıldırdım mı?

"YALNIZSIN SALİHA!" bir kez daha fısıldadı söğüt.

"Ben hep yalnızdım. Kapa çeneni!"

Elleri ile kulaklarını tıkadı. Ağacın dibine kıvrıldı. Tedirgin bir uykuya daldı.
Sıçrayarak uyandı. Gördüğü kâbusun etkisiyle şaşkın bir süre çevreyi izledi. Çevresini kuşatmış ağabeyleri, babası, kocası yoktu.
Derin bir oh çekti.

Gidebileceği tek yere halasının evine doğru yürüdü. Kesin oraya gelecekler.

Gecekondudaki eve vardığında halası çiçekleri suluyordu. "Kızım Saliha!" diye atladı boynuna.
Saliha sarıldı halasına.
"Hala, dinle beni. Evden kaçtım. Beni öldürecekler!"
Halası şaşkın Saliha'ya baktı.
"Aman Allah'ım! Seni kesin öldürürler, sağ komazlar!" diye çığlık attı. Saçlarını yolmaya başladı. Saliha halasının ellerini tuttu.
"Hala sakin ol!"
"Aman Allah'ım! Yola çıkmışlardır çoktan!"
"Eminim çıkmışlardır."
"Ne yapacağız şimdi?"
Saliha cebindeki silahı çıkardı. "İşte bu hala!"
"Kardeşine, babana silah mı çekeceksin? Delirdin mi!"
"Evet, delirdim hala. Hâlâ anlamıyorsun, onlar beni öldürmeye geliyorlar."
"Ama polis, hâkim filan…"
"Güldürme beni hala! Şimdiye kadar kaç kızı ölümden döndürdüler söyle? Hepsini de alnından vurdular. Şimdi çık, git. Sana bir zarar gelmesini istemiyorum. Bir iki saat içinde burada olurlar."
"Gitmem!"
"Gideceksin hala!"
"Bu bir hesaplaşma. Bu hesap sadece benim değil bilesin!"
"Gitmem!"
"Halaaaaaaaaaa!"

"Neler döndüğünü sen benden iyi biliyorsun. Şimdi ya ben kurban olacağım ya da onlar. Bütün bunlar durdurulabilirdi. Ama kimse durdurmanın peşinde değil hala!
"Sadece yaşamak istiyorum!
"Bu benim hakkım!
"Söyle beni kim koruyacak? Çünkü yaşamıma kastediyorlar hala."

Halası gözyaşlarıyla sarıldı Saliha'nın boynuna.

"Senin yerine beni vursunlar."
"Hala bunun anlamı yok. Şimdi hazırlan ve çık."

Halası ağlayarak odasına girdi. Çantasını hazırlayıp çıktı. Terli göğsünden para kesesini çıkardı. "Burada biraz para var." dedi.

"Yapma hala!"
"Hayır, kızım ihtiyacın olacak. Beş parasız ne yaparsın."
Saliha halasına sıkıca sarıldı. Halasının gözyaşlarıyla ıslandı tişörtü.
"Peki hala!"

Saliha halasının küçük cennetine oturdu. Bin bir özenle yetiştirdiği çiçeklere baktı. Çiçekler bile kendinden daha özgürdü. Sokakta ayak sesleri yankılandı. Saliha'nın kalbi deli gibi atmaya başladı. Ayak sesleri yaklaştı. Saliha kafasını çevirdi. Babası ile göz göze geldi.

Babası silahını çekti. Saliha silahını çıkardı.
"Yapma baba!.. Yapma baba!"
Babası kararlı bir şekilde silahı Saliha'ya doğrulttu.
"Yapma babaaaaaaaaaaaa!"

Saliha çığlıklar atarak tetiğe bastı. Mermi babasının göğsüne saplandı. Kanlar içinde yere yığıldı.

"Neden baba? Neden? Sen değil miydin bebekken kollarında beni avutan!"
Babasının kollarından tuttu.
"Söyle, kim girdi aramıza! Hiçbir zaman beni dinlemedin zaten. Ahırdaki inek bile benden değerliydi. Beni bu kadar değersiz kılan neydi baba?
"Beni sen yaratmadın mı?
"Konuşsana!
"İşine gelmediğinde hep sustun zaten!
"Sen sus baba!
"Ama ben susmayacağım. Birileri bizi kurban etti. Onları bulacağım ve bunun hesabını soracağım, söz veriyorum baba."

Babasının morarmış yanaklarından öptü. Silahını aldı, ağır adımlarla evden çıktı.

imgelem@mavimelek.com

Diğer Öyküler

MaviMelek | Retorikler | Öyküler | Şiirler | Derlemeler | Gökçeyazın | Denemeler    ©2007 MaviMelek            website metrics