kuzey'in sesine
gecelerin sabahlarında görürdük yüzümüzü
çoğu zaman ayların uykusuzluğuna yenik
her merhabamız yorgunluklar içerirdi
ne çok öperdim o sabah gözlerinden
ne çok ayrılıklar düşerdi payıma
belki
gözlerindeki ıslaklıklar kurumadan
ayrılmazdım yanından ilk defa
öpüyormuşçasına
o siren sesleri arasındaki boşluklar
sana yine bir
ev düştü
yeter diyordun
duymuyordum
bir daha
bir daha diyordum içime
boş kovanlar gibi ayrı yerlere
semte senle geliyordum
sensiz gidiyorum
bak yine yalnızlık doğdu kuzeyde
ve ellere ve gözlere ve
dudaklarına
nasıl
da
yitip
gidiyor
şimdi
avuçlarımda boşluk kalmadı
hep gece olsun istiyorum
gitmiş giden gidecek olan
gök kararsa
yağmur yağsa ve ay
benim için fırlasa yatağından
sözcükler taşısa
parçalardan bütünler
bütünmüş gibi
parçalardan yaralanıyorum
duymak
bu kadar mı zormuş
boşuna yazmış
boşuna yazılmış iki insan
eve bakar
her ev boş evdir
içinde nefesi yoksa