[Öykü]"Zaman Zaman Ölüm Anlatıları - I" - İlkay Kefeli"ÖZÜR DİLER GİBİ..."Kar günlerdir kağıt külü hafifliğinde yağıyordu. Yer yer kalınlığı 20 cm'i bulmuştu. Karın insan ruhuna verdiği neşeyle herkes sokaklara dökülmüştü. Her yerde küçüklü büyüklü, kömür gözlü, çüklü çüksüz kardanadamlar yapılmıştı. Kartopları havalarda uçuşuyor, fazla sıkıştırılmış olanlar ise kafaları kırıyordu. Çocuklar kaymalarını sağlayacak her nevi elemanı kızak yerine kullanıyordu yokuşaşağı. İnsanlar yıllardır bu denli yağmayan karın sevinciyle kendilerini yerlere atıyordular. Hülasa ruhlar da kar taneleri kadar hafiflemişti. Amma ve lakin her şey bu kadar mutlu gitmiyordu. Üzerinden geçile geçile sertleşen kara basıp düşenlerin bazılarının kolları kırılıyordu, genelde bilekten. Beyin sarsıntıları ve çıkıklar ise cabasıydı, bir haftada tam 2300 kırık ve çıkık vakası rapor edilmiş, edilmeyenlerin yanında. En kötüsü ise dokuz yaşındaki bir kız çocuğunun başına gelenlerdi: Küçük kız çocuğu herkes gibi arkadaşlarıyla memnun mesut karın tadını çıkarıyordu. Ama erkek çocukların canileri bile geride bırakan akıllarından çıkan şakalarını bilirsiniz; bizim küçük kızımız da bu şakalardan birinin hedefi oldu tesadüfen. Kızımız yeni yağan ve pamuk gibi çekiciliği olan karda yuvarlanıyor, boğuşuyor ve kar banyosu yapıyorken, sırt üstü yattı ve arkadaşlarından kendisini ellerinden çekmelerini istedi. Arkadaşlarından ikisi ellerinden yakaladığı gibi çekmeye başladılar hızla, ta ki küçük zavallı kız acı bir çığlık atana değin. Acı çığlıkla arkadaşları ellerini bıraktılar, küçük kız yerde gözünden akan yaşlarla kıvranıyordu. Ellerini sırtına değdirmeye çalışıyordu. Parkasının sırt kısmı boydan boya kesilmişti, kan yavaşça mavi parkayı kendi rengine boyuyordu. Küçük kız çığlıklar atarak ağlıyor ve annesini istiyordu. Sonradan anlaşıldığına göre, oğlan çocuklardan biri karın içine pencere camı parçaları yerleştirmişti diklemesine. Suçu boyundan büyüktü fakat yasalara göre ceza-i ehliyeti yoktu. Küçük kızımızın sırtına açtığı 8 santimlik yarık yanına kar kaldı. Söylendiğine göre kesik omurgaya birkaç milimetre daha yakın olsa, küçük kızın felç olması işten bile değilmiş. öykü eşiği= Evimizin karşısındaki binanın en alt katında kambur bir müzisyen oturuyordu; kambur, bağlama, gitar, org gibi müzik aletleri çalıyormuş. Ayrıca özel ders de veriyormuş ( bilgiler özel bir kaynaktan alınmıştır) bazen evine pavyonlarda şarkı söyleyen kadınlar gibi abartılı makyaj yapan ve giyinen kadınlar geldiğini görüyordum. Bu kadınlardan en ilginç olanı ise boyu bir metreyi geçmeyen cüce bir kadındı, kamburun ev sahibesinin söylediğine göre hepsine de şan dersi veriyormuş. Ev sahibesi olan yaşlı kadın bu durumdan çok şikayetçiydi, zaten yedi aylık kira borcu ve bir o kadar da elektrik, su borcu vardı ve kadının hacı olması rahatsızlığında önemli bir etkendi. Ki korkusu başına geldi ve adam borcunu ödemeden bir otel odasında ölü olarak ele geçirildi. Kamburun kızının söylediğine göre adam kalpten gitmişti fakat evi aramaya gelen polisler AIDS'ten öldüğünü söylediler. Evde yapılan aramada çok sayıda porno kaset ve CD ele geçmişti. Adam bir porno şebekesinin elebaşıymış polislerin zannınca. Polisler gittikten sonra daireye giren kadın büyük bir yıkıntı ve pislikle karşılaştı. Ev tam bir harabe ve çöplük görünümünü almıştı. Sağda solda eskimiş elektronik cihaz parçaları, eskimiş elbiseler görülüyordu; yerler pislik içindeydi; eşyalar kirden ve eskilikten öyle bir görünüm almıştılar ki, hiçbirini almaya değmezdi, bu yüzden eşyalar eskiciye verildi. Evden sadece amfiler ve kocaman hoparlörler alındı. İşe yaramayan boş hoparlör kasaları ise kırılarak yakacak odun yapıldı. Ev sahibesi böylelikle kira parasının bir kısmını tahsil ettiğini düşünüyordu.
Bütün veriler silinecek, devam etmek istediğinizden emin misiniz? E/ Enter Format %100. öykü eşiği= Yerde sürünen ve sonra ölen bu kişi, 26 yaşında, yalnız yaşayan bir kadındı. Annesi ve babası yoktu, kardeşi yoktu, sevgilisi yoktu... Neredeyse hiçbir hayali gerçek olmadı; hayal denebilirse eğer sonunda yalnız yaşamaya başlamıştı 23 yaşına geldiğinde, artık onu rahatsız eden bir ev arkadaşı da yoktu. Şehrin uzaklarında bir yerde, küçük bir gecekondu buldu, o zamandan beri orada yaşıyordu. Geçimini porno filmlerde oynayarak sağlıyordu, ki cesedi bulunduğunda soba dumanından zehirlenmiş olarak, evinde bir dolu da porno kaset bulundu aynı zamanda. Kasetlerdeki filmlerin hemen hepsinde o ve kambur bir adam vardı. Kimisinde adamın kamburunu yalıyor, kimisinde adamınkini ağzına alıyor, kimisinde adamın karşısında dildo, vibratör ve bilumum sextoys'la ve eliyle mastürbasyon yapıyordu; fakat adam katiyen nüfuz edemiyordu kadının diğer iki deliğine. Kadın, hüzünlenmesiyle alay ediyordu, kahkahalar atıyordu, elinde tuttuğu yapay vajinayı önüne fırlatıp onunla idare etmesini söylüyordu. Sonunda kambur adam bir köşeye sinip orada kendini uyararak boşalıyordu, mahzun ve dışlanmış bir yüz ifadesiyle yabani bir hayvanı andırıyordu. Sonra sürünerek kadına doğru gidiyordu, kadın kamburu çenesinden tutup dudaklarından hafifçe öpüyordu özür diler gibi. Ve bütün porno filmlerin aksine sonunda kimse gülmüyordu. Porno kasetlerin jeneriğinden: Cücekadın: Samirima F DİSK
|



Onların hiç mevsimi olmadı...